Tarih Tersyüz Edilemez
Tarih,
insanlık adına yaşanmış acıların ve direnişlerin hafızasıdır. Ancak bazı güçler
bu hafızayı değiştirmek ve kendi çıkarlarına uygun bir anlatı inşa etmek için
çabalar. Filistin topraklarında bugün yaşananlar da tam olarak budur.
Yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan yerli halkın sesleri bastırılmaya, tarihi
gerçekler manipüle edilmeye çalışılıyor. Ancak tarih hiçbir zaman unutmaz.
İsrail’in varlığı Filistin halkının üzerine dayatılmış bir işgalin sonucudur ve
bu işgalin kökenleri tarihsel belgelerle sabittir.
Bir Vaadin Gölgesinde İşgal
İsrail’in
işgale yönelik meşruiyet iddiası, "Binlerce yıl önce tanrımız bu
toprakları bize vaat etti" anlayışına dayanıyor. Bu söylem üzerinden
şekillenen politika modern dünyanın en büyük adaletsizliklerinden birine zemin
hazırladı. İsrail’in kuruluş sürecinde Filistin’in kadim halkları zorla
yerlerinden edildi. Tarihi şehirler ve köyler yıkıldı. Kültürel miras yok
edildi. Bu süreç dini bir vaat bahanesiyle uluslararası toplumun gözleri önünde
gerçekleşti. Peki bu vaat, halkların yaşam hakkını ortadan kaldırmayı nasıl
haklı çıkarabilir? İşte bu sorunun cevabı, işgalin meşrulaştırılmaya
çalışıldığı temel noktalardan birini oluşturuyor.
100 Yıllık Zulmün Acı Bilançosu
Filistin
topraklarında yaşanan işgal ve zulüm bir asrı geride bıraktı. Bu süre boyunca
binlerce aile evlerinden edildi. İnsanlar sadece topraklarını değil hayatlarını
da kaybetti. Filistin halkı zorunlu göçlerle parçalandı. İnsanların sadece
yaşam alanları değil umutları da ellerinden alındı. İsrail devletinin
kuruluşundan itibaren yüz binlerce insan katledildi. Bugün dahi bu şiddet hız
kesmeden devam ediyor. Son savaşta en az elli bin insan hayatını kaybetti. Bu
savaş, işgalin ne kadar sistematik ve acımasız olduğunu bir kez daha gözler
önüne serdi. Ancak medya ve propaganda araçları, bu gerçeği gizlemek için yoğun
bir çaba gösteriyor.
Direnişi Anlamak ve Anlamlandırmak
Filistin
halkının direnişi bir tercih değil bir zorunluluktur. Hamas savaşçılarının
yüzde doksan beşinin ebeveynleri İsrail tarafından öldürülmüştür. Bu durum
direnişi anlamak için bir ipucu sunuyor. Çocuklarını kaybeden annelerin,
evlerinden koparılan ailelerin ve yaşamları mahvedilen insanların başka bir
seçeneği kalmamıştır. Şiddetin ve işgalin kök saldığı bu topraklarda insanlar
sadece var olabilmek için direniyor. Yaklaşık kırk bin çocuğun anne ve babası
İsrail saldırılarında öldürüldü. Bu çocuklar büyüdüğünde yaşadıkları acının
hesabını sormayacak mı? İşgalin gölgesinde büyüyen bir nesil direnişin ruhunu
miras alıyor.
Terörizm Kimin Eliyle Şekilleniyor
Direnişi
terörizm olarak tanımlamak bir algı operasyonundan ibarettir. Asıl terörizm,
kadınları ve çocukları hedef alan saldırılarla kendini gösteriyor. Evlerini
kaybeden ailelerin, ibadethaneleri yerle bir edilen insanların yaşadığı zulüm
modern çağın en büyük adaletsizliklerinden biridir. İsrail’in Filistin halkına
yönelik saldırıları insan haklarını ve uluslararası hukuku açıkça ihlal ediyor.
Bugün Filistinli direnişçilere terörist diyenler, asıl terörün İsrail eliyle
şekillendiğini görmezden geliyor. Kadınlara, çocuklara ve masum insanlara
yönelik bu şiddet, insanlığın ortak vicdanında derin yaralar açıyor.
Doğru Tarafı Seçmek Zorundayız
Her
toplum tarihte bir duruş sergiler. Bugün Filistin halkının yaşadığı zulme sessiz
kalmak bu işgalin bir parçası olmak anlamına gelir. Adaletin sesine sırt
çevirenler, gelecekte bu suskunluklarıyla hatırlanacak. Filistin halkının
özgürlük mücadelesine destek vermek, sadece bir halkın haklarını savunmak değil
aynı zamanda insanlığın ortak vicdanını korumaktır. İşgalin ve zulmün
gölgesinde Filistin halkı yalnız bırakıldığında adaletin ruhu yara alır.
Hakikat,
er ya da geç galip gelir. Bugün Filistin halkının mücadelesine karşı çıkanlar,
tarih önünde mahkûm olacaktır. Bu mücadelenin terörizmle ilişkilendirilmesi
gerçekleri gizleme çabasından başka bir şey değildir. Filistin için verilen
özgürlük mücadelesi, insanlık için adaletin yeniden inşası anlamına gelir.
Filistin’in direnişi tüm mazlum halkların direnişinin sembolüdür. Unutulmamalıdır
ki adalet gecikse de asla kaybolmaz. İnsanlığın ortak hafızasında Filistin
halkının mücadelesi hak ettiği yeri alacaktır.