25 Kasım 2024

Takım ruhu şampiyonluk getirir

 

 

 

DİNİ YAYINLARI KONUŞTUK

 

19 Kasım 2024 Salı günü Personel Buluşması özel gündemi ile Diyanet  İşleri Başkanı Dini Yayınlar Genel Müdürü muhterem Cafer Tayyar Doymaz hocamız aramızdaydı. Kendileriyle Bağcılar Müftümüz muhterem Ömer Kayhan hocamızın makam odasında tanışma, görüşme ve konuşma  imkanı bulduk. İstanbul’a kültür, sanat, edebiyat, kitabiyat ve fikriyat için gelmiş birisi olarak Dini Yayınlar Genel müdürümüzü hemen yanı başımızda bulunca kendimizi kitap kokulu bir sohbetin tam orasında bulduk. Hocamızdan iktibas ettiğimiz pozitif enerjiden  aldığımız güç  ile yarım saat içinde  dini yayınların birçok boyutunu ele alma imkanı bulduk. Öncelikle ağır misafirimizin anlattıklarına kulak kesildik. Altın çağını yaşayan dini yayınlardaki atılım ve açılımın Türkiye’deki ve Dünya’daki  yansımalarını kemali dikkat ve ciddiyetle dinledik.

 

GÖREVİMİZ OKUNACAK KİTAPLAR YAYINLAMAK

Söz, kitaplardan açıldı. Sohbet meclisini teşkil eden hazirun insanların artık eskisi kadar okumadıklarını ifade edince genel müdürümüz meseleyi tek cümle ile özetledi:

‘’Bizim vazifemiz okunacak kitaplar neşretmek, gerisi kitapların okunmasını sağlayacak yetkililerin işi.’’

 

HAKLI BİR SERZENİŞ

Ağır misafirimizle dini yayınların geldiği ve gittiği yeri konuşuyoruz. Genel müdürümüz sözün tam burasında öyle bir serzenişte bulunuyor ki; hak vermemek elde değil.

‘’Genelde Diyanet İşleri Başkanlığı özelde de Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü olarak bütün gözlerin ve dikkatlerin üzerimizde olduğunu iliklerimize kadar hissediyoruz.

Bir bakıyorsunuz bir faaliyetimizden dolayı bir kesim bizim çok ileri gittiğimizi düşünürken, başka bir kesimde hayli geri de kaldığımızı düşünüyor. Bu da bizim bir şeyi yaparken adeta kılı kırk yarmamızı gerektiriyor.’’

 

İŞTE DİYANET NE SORACAKSANIZ SORUN

Tam kahvelerin içildiği, sohbetinde hayli koyulaştığı bir anda genel müdürümüzün aktardığı şu anektod Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çalışmalarındaki şeffaflık ve özgüveni resmetmesi bakımından fevkalade anlamlıydı. Yakın zamanda Diyanet İşleri Başkanımız  Prof.Dr.Ali Erbaş hocamızın başkanlığında bütün Diyanet ekibi İSAM’da Türkiye’nin önde gelen birçok sivil toplum kuruluşunun başkan ve yöneticileri ile önemli bir buluşma gerçekleşti. Bu buluşmada başkanımız onlara dedi ki ’’Başkanı ve ekibi ile Diyanet işte huzurunuzda. Buyurun ne soracaksanız sorun, ne önerecekseniz önerin’’

 

ESKİMEYEN DERGİLER

Genel müdürümüz bir ara sehpa üzerindeki bazı dergilerin birkaç ay önceki eski dergiler olmasına atıfta bulununca bendenize de hocamızın ve müftümüzün engin hoşgörülerine sığınarak  nükteyi patlatmak düştü: ’’Hocam bence suç sizde. Çünkü son okuma tarihi geçmeyen yani eskimeyen  dergiler çıkarıyorsunuz. Böylece tarihte gözden kaçıyor.’’

Bu latife  sohbet meclisindeki herkesi güldürdü.

 

DÖRT ÖNERİ

Görüşlerimizi alma ve önerilerimizi dinleme nezaketi gösteren Dini Yayınlar Genel müdürümüz Cafer Tayyar Doymaz hocamıza şu dört öneride bulundum:

1-Diyanet ilmi derginin tekrar matbu olarak yayınlanması

2-Diyanet İşleri Başkanlığı’nın düzenlediği kitap ve kültür fuarının isminin tekrar Dini Yayınlar Kitap Fuarı olarak değiştirilmesi

3-Özellikle kitap evi bulunmayan il ve ilçelerde gezici kütüphane uygulamasının tekrar başlaması.

4-Dergilerde yayınlanan söyleşilerin kitaplaşması

(Diğer önerilerimizi genel müdürümüze bir dosya halinde arz ettik.)

 

ZORLUKLAR İNSANI DİRİ TUTAR

 

Saat 14:30.  Beklenen buluşma için Bağcılar Belediye sahnesindeyiz. Şimdi söz kürsünün ağır misafiri Dini Yayınlar Genel müdürü Cafer Tayyar Doymaz hocamızda.

Hocamız ‘’yüksek otursan da  engin konuş’’ tavsiyesine  harfiyen riayet ediyor. Personel buluşmasının bir sohbet ve muhabbet iklimine dönüşmesi için cümlelerini talimat makamında değilde tavsiye  vezninde kuruyor. Üslubu, jestleri ve mimikleriyle ‘’Ankara’dan geldiğime bakmayın. İçinizden biriyim.’’diyor. Konuşmanın hasbiliği, programın resmiliğine unutturuyor.

Hitabında Karadeniz ve İç Anadolu lehçelerini mecz ediyor. Bu minval üzere anlatılanlar da  dinleyenleri mest ediyor.

Konuşmasına  kalem ve kelamı Yaratan Allah’a  hamd ve sözleri ile gönüllere inşirah veren rahmet elçisine salat ve selam ederek başlıyor. Hatıralar, hikayeler, nükteler ve latifelerle süslediği konuşmasının satır aralarında genel müdürümüz bakınız neler söylüyor: ’’Tebliğ ve temsil ettiğimiz değerler itibariyle Diyanet İşleri başkanlığı ve personeli olarak biz Evelallah bu milletin mayasıyız. Meslek hayatımda 24.yılı çalışıyorum.24 yıl nasılda geçmiş böyle. Zaman su gibi akıyor. Geride yaptıklarımız ve yapamadıklarımız kalıyor. Her ne sebeple olursa olsun görev mahallimizi uzun süre terk ettiğimizde düzenimiz bozulur, cemaatimizde darmadağın olur. Her ne kadar ibadetlerini aksatıp bazı günahlar işleyenler olsa da bu millet dinine, diyanetine saygılıdır, sevdalıdır. Asla laf söyletmez. Diyanet İşleri başkanlığı olarak bugün 38 ayrı dilde Kur’an-ı Kerim meali yayınlamış bulunmaktayız. Hatırlayın! caminize gelip, Kur’an-ı Kerim öğrenmek isteyen çocuklarımızı yaşlarından dolayı alamadığımız günler yaşadık.

Bugün her yaştan çocuklarımıza Kur’an-ı Kerim öğretecek babayiğitler arıyoruz. Zorluklar insanı diri tutar. Bugün Gazze her şeye rağmen neden meydan okuyor? Rahatlığa alışıp ta gevşemediği için.

 

 

 

 

 

Dünya’da futbolun en iyi oynanıp, yaygın olduğu ülke Brezilya olmasına rağmen

2014 yılındaki Dünya Kupası  yarı final maçında sahada takım ruhuyla futbol oynadığı için Almanya Brezilya’yı 7-1 gibi  büyük bir farkla mağlup etmişti.

Her alanda olduğu gibi din hizmetlerinde de başarının yolu ekip ruhuyla çalışmaktan geçiyor.’’