24 Şubat 2025

​Son Âhi Babası, Necmettin Erbakan!

 

Türkiye Zirai Donatım Kurumu, Almanya’ya motor siparişi verdiğinde, genç Erbakan Almanya’daydı. Vatansever bir gencin elbette zoruna giderdi.

“Üretim yapması gereken bir kurum, neden motor ithal eder?” diye düşündü.

1956’da, Alman hükumetinin yüksek maaş teklifini reddedip yurda dönünce kollarını sıvadı ve Türkiye’de ilk yerli motoru imal edecek olan 200 ortaklı Gümüş Motor A.Ş’yi kurdu.

Pancar Motor fabrikasının temelini attı.

1960’daki Sanayi Kongresi’nde vites yükseltmişti:

“Yeni hedef, otomobillerin Türkiye’de yapılması”ydı. Eskişehir Demiryolları Cer Atölyesi’nde Devrim Otomobili adıyla imal edilmişti.

Kiremit ve toplu iğne ithal eden ülkemiz, otomobil /  traktör üretiyordu.

Odalar Birliği’nin her kademesinde ter akıtarak, hakkını vererek 40 yaşında Başkan oldu. Teşviklerin hep Istanbul’a akmasına gönlü razı olamazdı. Anadolu müteşebbisinin önünü açtı.

Aynı tarihlerde kurduğu ESAM, ilim ve iş adamlarının buluşma yeriydi.

Küçük Sanayi Siteleri ve Organize Sanayi Sitelerinin kuruluşuna öncülük etti.

Akköprü’den içeriye sokulmayan Ankara köylüsü, OSTİM’in kurulmasıyla rahat bir nefes aldı.

Yarım asırlık OSTİM, 17 sektör, 139 işkolu, 6200 işletme ve 60000 çalışanıyla, ülkemizin yüz akı dev bir kuruluştur.

Anadoluya verilen teşvikler nedeniyle Odalar Birliği Başkanlığı’ndan zorla uzaklaştırılan Erbakan, 40 yaşında yurdun her köşesinde Tek Adam’dı.

Çünkü, 67 vilayetten gelen gözü çakmak gibi tüccar ruhlu Anadolu insanı, Erbakan’ın odasından adam gibi adam bir tavırla çıkıyordu.

Köy kahvehanelerinde, işletmelerde, devlet dairelerinde, Erbakan Destanı dillendiriliyor, bekleniyordu.

Milli Selamet Partisi sol ve sağ ile hükumet ortağı oldu. 200 fabrikanın temelini attı, 70’inin açılışını gerçekleştirdi.

Milli Görüş’ün haksızlığa, sömürüye, gelir adaletsizliğine geliştirdiği aksiyoner tavır, yanlı yansız hiç kimsenin gözünden kaçmamıştı.

“Onlar efendi, biz köle, olmaz olamaz!” haykırışı Türkiye sınırlarını aşmış, Afganistan’dan, Moro’dan duyuluyordu.

“Onlar ortak, biz pazar!” ise, Avrupa Ekonomik Topluluğu’na restti.

Milli Görüş, montaj sanayiinden değil, “fabrika yapan fabrikalar”dan yanaydı.

Milli Selamet Partisi, manevi kalkınma kadar maddi refaha da verdiği önemle dünya kamuoyunun gündemine oturmuştu.

Erbakan, Başbakan Yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerini birlikte yürütüyordu. Çünkü ekonomik kalkınma, olmazsa olmazıydı.

22 Ekim 1976’da Hak İş’in kuruluşuna öncülük eden Erbakan, tarihte ilk kez İşçi Konfederasyonu  Kuran Parti Lideri oldu.

Kendi açtığı fabrikaya sendika sokan lider payesi Erbakan’a nasip olmuştu.

12 Eylül’ün cezaevleri, Erbakan’a, yeni bir hamle için düşünme fırsatı verdi.

İlk belediyeleri kazanmasıyla birlikte belediye – müteşebbis bağını güçlendirdi. Konya, Sivas, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Van’da yatırımlara hız verdi.

Belediye İktisadi Teşekkülleri ile iş hacmini artırdı, işsizlik oranını düşürdü.

1994’te 28 ilde kazandığı belediyeleri adeta şantiyeye çeviren Milli Görüş, 96 iktidarına adım adım yaklaşıyordu.

Tarihte ilk kez, bir hükumet kurulduğunda çarşı pazarlarda tatlılar dağıtıldı, tebrik telefonları açıldı.

Çünkü Milli Görüş, kuvveti değil Hakk’ı üstün tutan; gardiyan değil, garson devletten yana bir dünya istiyordu.

Refahyol Hükumeti ilk iş olarak Eşel Mobil sistemiyle, çalışanlara, enflasyon oranında maaş artışı sağladı.

Kamu-Tek de denen havuz sistemiyle, devlet kurumlarının iç – dış faiz borçlanmasının önüne geçildi.

Oluşan bu kaynaktan, halkın tamamı faydalandı.

Memura yılda % 130 zam verildi.

Asgari ücrette % 101 artış sağlandı.

Toplu İş Görüşmelerinde işçiye % 102 zam verildi.

Zorunlu tasarruf kesintilerinin kaldırılmasıyla, işçiye, memura, emekliye, asgari ücretliye görünmez bir zam daha verilmiş oldu.

Tarımsal destekleme fonlarının % 150 artırılmasından, ürün taban fiyatlarında % 312’ye varan artışlara, tarımsal alımların bedellerinin çiftçiye kısa vadelerde ödenmesine kadar her alanda üreticinin, emekçinin yüzü güldü.

Bavul ticaretinin kaldırılmasından, sanayi üretiminin % 30’dan % 90’a çıkarılması da cabası…

% 300 ile en yüksek zammı alan Bağ-Kur emeklisi, güven ve huzur içinde filesini dolduruyordu.

Çalışana ödenen ücret, 53 milyon liradan 107 milyon liraya çıktı. Bu da, çarşı pazarda 2 kat alışveriş yapılması anlamına geliyordu.

Az kazanana çok, çok kazanana az zam Milli Görüş prensibi hayata geçirildi.

2 kat üretim, 2 kat işgücü!

Anadolu hayvancılığının gelişmesi için et ithalatı yasaklandı.

TMO’nun Anadolu köylüsünden aldığı hububat alımı, 48 milyon dolardan 320 milyon dolara çıktı.

Milli Görüş dünya mazlumları için bir umuttu ve bunun adı da D-8’di.

Nijerya, Mısır Afrika’dan; Türkiye, İran, Pakistan Ön Asya’dan; Bangladeş, Malezya ve Endonezya Uzak Asya’dan seçilerek bir Bereketli Hilal oluşmuş,

barış / adalet / insan hakları / hürriyet temalı Adil Düzen’in küresel ölçekte temelleri atılmıştı.

Erbakan’ın 40 yıllık hayali gerçekleşmiş, zirai ilaçlama uçağının gövdesi Malezya’da, lastiği Endonezya’da, kokpiti Türkiye’de, iç aksamları Mısır’da, kanatları Bangladeş’te üretilmiş; diğer aksamları Nijerya, İran ve Pakistan’dan temin edilmişti.

8 ülke, sadece bir zirai ilaçlama uçağından 1.5 milyar dolar tasarruf sağlamıştı.

Böylece D-8, her ülkeye cansuyu olmuştu.

Osmanlı askeri de her geçtiği şehirde ihtiyaçlarını karşılar; Ahilik Esnaf Teşkilatlarını ayakta tutardı.

Gelişmeler olumlu seyredip, veriler yüzleri güldürürken, Memur-Sen’in dışındaki goygoycu takımı sendikacılığı bırakmış, darbe çağrısı yaparak, ışıkları bir dakika söndürerek, tencere tava çalarak, hiçbir olumlu gelişmeyi görmeyerek ülkeyi bir batağa sürüklemişlerdi.

Bugün 5’li Çete tarihe karışmış, ama maruz bıraktıkları acılar unutulmamıştır.

İlginç olan, aynı 5’li Çete’nin, darbe hükumetlerinde, ABD’den ithal bakan gelmesine seyirci kalmalarıdır.

Geldiğimiz noktada, Refah-Yol hariç tutulursa, çalışanın ve emeklinin aldığı maaş, bugünkünden çok çok gerilerde olacaktır.

Emeğin alınterinin soylu önderi, nerdesin?