Seherlerde kurulmuş cümleler
Son birkaç hafta içinde bir program yoğunluğu yaşadım. Davet edildiğim her programı bütün ayrıntılarıyla paylaşmayı çok isterdim, fakat bu şu anda pek mümkün gözükmüyor. Öyleyse ne yapalım? Her programdan tadımlık, nükteli cümleler paylaşalım.
-Açılsın
kazanın ağzı-
Camiler
ve Din Görevlileri Haftası kapsamında Bağcılar Müftülüğü tarafından düzenlenen
Cami-Yazar buluşması özel gündemiyle emekli, başvaiz Mustafa Akgül hocamızı
ağırladığımız geleneksel sabah namazı buluşmalarının besmelesini çekmek üzere Yıldıztepe Cezine camiinde söz
almış bulunuyorum. Çorba kokulu esaslı bir
açılış için şu dörtlüğü okuyorum:
‘’Tattık
şeftali, kirazı
Tükettik
koskoca yazı
Aşk
ile Bismillah diyerek
Açılsın
kazanın ağzı’’
-Bugün
yan yana gelemezsek-
Kendilerini
sabah namazlarında buluşmaya adamış namaz gönüllerinin vücuda getirdikleri
‘’hür yürekler’’oluşumunun davetlisi olarak 326.sabah namazı buluşması için
Rüstem Paşa Camiindeyiz. Tarih kokan bu camide böyle bir cemaate namaz
kıldırmak imam efendiyi çok sevindirmiş olacak ki sevincini sesiyle
hissettiriyor. Namaz, tesbihat ve şimdi sohbet zamanı. Oluşumun mimarı Musa Arıcı
abi mikrofonu bendenize takdim edince onlara şunları söyledim:
‘’Kıymetli
kardeşlerim, ilahi huzurda yanyana, omuz omuza, gönül gönüle saf tutup namaz
kılabilmek pek kıymetlidir.
Bugün
Rahman’nın rızası için yanyana gelemezsek yarın Allah korusun şeytanın tuzakları
bizi karşı karşıya getirir.’’
-Eşin
bitirir-
Rüstem
Paşa Caminin tarihçesi hakkında cemaati bilgilendiren imam efendi’’bu camiyi
tamamlamaya Rüstem Paşa’nın ömrü vefa etmemiş.Camiyi eşi Mihrimah Sultan
tamamlamış’’ deyince orada şu beyti okudum:
‘’Kimi
vadeyle uğraşır, kimi peşin bitirir
Durma
hele sen başla, ölsen de eşin bitirir.’’
-Binelim
davet atına-
Başakşehir
Vaizesi ve Engelli koordinatörü Fatma Aydın hoca hanımın teklifi ve ilçe
müftüsü Feyyaz İdim hocanın davetiyle müftülük personeline yönelik ‘’Engelsiz
Din Eğitiminin Esasları’’ konulu bir sunum yapmak üzere Başakşehir’deydim.
Yarım
saat süren sunumumu şu şiirsel cümlelerle taçlandırdım:
‘’Varalım
imanın tadına
Binelim
davet atına
Allah
ve Rasulü adına
Adayalım
kendimizi bu milletin itikadına
Hasredelim,gayretlerimizi
ecdadın ruhlarının şadına,hatıratlarının yadına
Bu
yakışır o şanlı ecdadın ahfadına
Durmayalım
kulak verelim mazlumların feryadına
Koşalım
hep birlikte onların imdadına
Çalışalım
aşk ile insanlığın irşadına
Erelim
hademe-i hayrat olmanın büyük saltanatına
Mashar
olalım rahmanın lütfuna, merhametine, affına
Işık
olalım yaşlıya, gence, engelliye, yetime, çocuğa, kadına
Hayır
diyelim; insanlığın ilhadına,inkarına, ifsadına.
Ve
böylece vasıl olalım şol cennetin Firdevs katına
-Kahramansınız,Yamansız,Pehlivansız-
Bu
yıl besmelesi çekilen sabah Namazı buluşmalarının 2.konuşmacısı olarak Bahçeşehir
Bahçekent Camii’nin kürsüsündeyim.
Sözlerime
başlarken cemaate şöyle diyorum:
‘’Siz
kahraman, yaman ve pehlivan insanlarsınız.
Kahramansınız
çünkü şeytanı yenip geldiniz.
Yamansınız
çünkü uykunuzu yenip geldiniz.
Pehlivansınız
çünkü nefsinizi yenip geldiniz.
-Her
sorunun cevabı var-
Bahçeşehir
Bahçekent Camiindeki konuşmamın bir yerinde de şunları söylüyorum.
‘’Kur’an
ve sünnette her sorunun bir cevabı vardır. Her hayırlı, faydalı işin bir sevabı vardır. Yapılan
ve söylenen her şeyin bir hesabı vardır. Tövbe edilmeyen ve affedilmeyen her
günahın da bir azabı vardır.’’
-Elimizde
patladı-
Eli
kanlı terör devleti İsrail’in Lübnan’daki kardeşlerimizin ellerindeki cihazları
patlatarak onları şehit edip, yaralanmasını Bağcılar Meydan Camiindeki bir vaazımda
şöyle değerlendirmiştim:
‘’Aziz
cemaat!müslümanlar olarak bilim ve teknolojide geri kaldık.Bunun sonucu olarak
gavurun cihazını aldık, elimizde patladı. Silahını aldık, belimizde patladı. Aracını
aldık, yolumuzda patladı. Noelini aldık yılımızda patladı.
Meyvesini
aldık, dalımızda patladı.
Ateşini
aldık külümüzde patladı.
Dikenini
aldık, gülümüzde patladı
Kavramlarını
aldık, dilimizde patladı
Kanunlarını
aldık, evimizde patladı.’’