Kudüs; Türkiye'deki toplumsal algı ve farkındalık
Kudüs tarih boyunca kutsal bir şehir olmasının yanısıra farklı kültürlerin bir arada yaşama deneyimini temsil eden eşsiz bir miras olmuştur. Ancak günümüzde Kudüs fanatik bir Siyonist-Faşist anlayışın işgali altında dini ve kültürel dokusunu tehdit eden bir trajediyi yaşamaktadır. Bu bağlamda Türkiye toplumu için Kudüs sadece bir şehir değil aynı zamanda tarihsel, dini ve kültürel bir aidiyetin sembolüdür.
ARGETUS
Araştırma ve Bilimsel Organizasyon tarafından, Mirasımız Kudüs Derneği için
yapılan "Türkiye’de Kudüs Algısı Araştırması" Türk toplumunun
Kudüs ve Mescid-i Aksa hakkındaki algı ve farkındalık düzeyini anlamaya yönelik
kapsamlı bir çalışmadır. 26 ilde 18-65 yaş arası 1933 katılımcıyla gerçekleştirilen
bu araştırma Kudüs’e yönelik dini, kültürel ve siyasi hassasiyetlerin
boyutlarını ortaya koymuştur.
1. Kudüs ve Türkiye Toplumundaki Algısı
Araştırmaya
katılanların %43,4’ü Kudüs’ü kutsal bir yer olarak tanımlarken, %45,0’ı barışın
sağlanmasının Kudüs için en önemli öncelik olduğunu belirtmiştir. Bu veriler
Kudüs’ün Türk toplumunun hafızasında manevi bir yer edinmekle kalmayıp, aynı
zamanda bir barış sembolü olarak algılandığını göstermektedir.
Araştırmada
Kudüs’ü ziyaret edenlerin %100’ü Kıble Mescidi’ni görmenin manevi bir atmosfer
yarattığını ifade etmiştir. Bununla birlikte katılımcıların %70,3’ü Kudüs’ü
henüz ziyaret etmemiş, ancak gitmek istediğini belirtmiştir. Bu durum Kudüs’ün
kültürel ve dini bağlamda sahiplenildiğini ancak bölgenin güvenlik sorunlarının
ziyaret oranlarını etkilediğini göstermektedir.
2. Kudüs’te Bilinç ve Farkındalık Seviyeleri
Katılımcıların
%41,2’si Kudüs ve Mescid-i Aksa hakkında orta düzeyde bilgiye sahip olduğunu
ifade etmiş, %31,5’i ise bilgi düzeyinin düşük olduğunu belirtmiştir. Kudüs
denildiğinde akla gelen ilk kavramların savaş (%14,7), kutsal topraklar (%12,0)
ve soykırım/katliam (%11,6) olması, bilincin büyük oranda duygusal ve insani
trajedilerle şekillendiğini ortaya koymaktadır.
Mescid-i Aksa,
katılımcıların %21,6’sı tarafından “ilk kıble” olarak tanımlanmış, %13,1’i
soykırım/katliam ve %12,4’ü kutsal topraklar olarak değerlendirmiştir. Bu
veriler dini ve tarihsel anlamda Mescid-i Aksa’nın farkındalık düzeyinin
belirli bir düzeyde olduğunu, ancak bu farkındalığın bilgiye dönüşmesinde
eksiklikler bulunduğunu göstermektedir.
3. Bilgi ve İletişim Kaynaklarının Rolü
Araştırmada
katılımcıların %77,1’i Kudüs ve Mescid-i Aksa ile ilgili gelişmeleri televizyon
aracılığıyla takip ettiğini belirtmiştir. Bu durum televizyonun hala en etkili
bilgi kaynağı olduğunu göstermektedir.
Sosyal medya
(%50,8) ve internet (%41,3) gibi dijital platformlar Kudüs’e dair bilgilerin
aktarılmasında giderek artan bir öneme sahiptir. Ancak bu platformların daha
çok güncel haber odaklı olduğu ve kalıcı bir Kudüs farkındalığı yaratmada
yeterli olmadığı görülmektedir.
4. Politikalar ve Strateji Beklentileri
Katılımcıların
%44,0’ı Türkiye’nin Kudüs’e yönelik dini özgürlüklerin korunması konusunda daha
aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca İslam dünyasının
barış süreçlerinde daha fazla inisiyatif alması gerektiği yönünde güçlü bir
beklenti bulunmaktadır.
Katılımcıların
%58,6’sı Kudüs ile ilgili toplumsal bilincin artırılması için kamu
bilgilendirme kampanyalarının düzenlenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu
kampanyaların, dijital platformlar ve çevrimiçi diyalog oturumlarıyla
desteklenmesi önerilmektedir.
5. Kudüs ve Türkiye Toplumunda Birliktelik
Dinamikleri
Araştırma
Kudüs’ün Türk toplumunda hem dini hem de insani trajedilerle ilişkilendirilen
bir hassasiyet alanı olduğunu göstermiştir. Bu durum Kudüs’ün sadece bir
coğrafi bölge değil aynı zamanda kültürel ve manevi bir aidiyetin sembolü
olarak algılandığını ortaya koymaktadır.
Eğitim düzeyi
arttıkça Kudüs hakkında bilgi sahibi olanların oranında artış görülmüştür. Genç
yaş grubu ise Kudüs’e dair farkındalığın artırılması gereken en önemli hedef
kitlelerden biri olarak dikkat çekmektedir.
Sonuç: Kudüs, Toplumsal Hafızada Bir Miras
Türkiye’de
Kudüs algısı toplumun dini ve manevi değerlerine güçlü bir şekilde bağlıdır.
Ancak araştırma bilgi düzeyinin sınırlı olduğunu ve bu durumun bilinçlendirme
çalışmalarıyla aşılabileceğini göstermiştir. Kudüs, yalnızca tarihsel bir şehir
değil aynı zamanda Türkiye toplumu için bir aidiyet ve dayanışma sembolüdür.
Bilinç ve farkındalığın artırılması Kudüs’ün kültürel ve dini önemine dair
sürdürülebilir bir yaklaşım geliştirilmesi için kritik bir adım olacaktır.
Bu bağlamda Türkiye’nin Kudüs konusunda daha aktif bir politika izlemesi ve toplumsal farkındalık kampanyalarının artırılması Kudüs’ü bir miras olarak sahiplenme sürecini güçlendirecektir.