09 Aralık 2024

​Kâbe'de toplanan Ümmet: İslam'ın kültürel ve bilgi paylaşımı merkezi

 

İslam ümmeti tarihin en köklü kardeşlik bağlarından birini inşa eden bir yapıdır. Kâbe’de buluşan müminler sadece ibadetlerini değil aynı zamanda bilgi, kültür ve dayanışma mirasını da paylaşıyor. Hac ve umre sadece bireysel bir arınma değil İslam dünyasının ortak sorunlarının konuşulduğu ve çözümlerin üretildiği bir platform. Bu kutsal mekânlar İslam’ın devrimci mesajını, birliğin ve kardeşliğin gücünü bizlere yeniden hatırlatıyor.

 

Birlik ve Dayanışmanın Simgesi: Ümmet Kardeşliği

Son umre ziyaretimde yaşadıklarım şahsi planda da benim için İslam’ın ne kadar güçlü bir bağ kurduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kâbe’nin etrafında dönerken birbirini hiç tanımayan farklı coğrafyalardan gelen müslümanların aynı duygularda birleştiğine şahit oldum. Her millet, kendi sorunlarını ve özlemlerini bir dua gibi tavafa taşıyor. Taylandlı bir gençle Patani sorununu konuştuk. Onun anlattıkları Müslümanların yaşadığı sorunların ne kadar benzer olduğunu gösterdi. Tayland’da devam eden sel felaketinden bahsederken dayanışma ihtiyacını derinden hissettim. Bir Bangladeşli berberle oturup Bangladeş’teki devrimi ve İslam dünyasındaki yankılarını ele aldık. "Devrim nereye gidiyor?" sorusunu konuşurken İslam dünyasının değişim sancılarını birlikte değerlendirdik. Suudi bir kütüphane idarecisiyle yaptığımız Türkiye sohbeti İslam medeniyetinin bilgiye ve tarihe olan bağlılığını hatırlattı.  Yemek yerken Pakistanlı iki kardeşin boğulma tehlikesi geçirdiğim bir anda yardım etmesi ümmetin dayanışmasını canlı bir örnek olarak bana gösterdi. Kâbe sadece bir ibadet merkezi değil aynı zamanda İslam dünyasının bilgi ve tecrübe kongresi. Dillerimiz, kültürlerimiz farklı olsa da yardım eli uzatmak için başka birine ait olmanın gerekliliğini hissetmiyoruz. Kardeşlik, sadece sözde değil eylemde.

 

Kâbe: İslam’ın Birlik ve Bilgi Kongresi

 

Kâbe etrafında yaptığımız her tavaf sadece ibadet değil aynı zamanda ümmetin yaralarını sarmak için bir dua gibiydi. Keşmirli bir amca ile Gazze ve Keşmir için tavaf ederken gözyaşlarımız birleşti. O an ümmetin acılarının ortak olduğunu ve her müminin bu acılara derman aradığını hissettim. Yemenli bir hacıya Gazze için yaptıklarından dolayı teşekkür ettiğimde onun gözyaşları ümmetin dayanışmasının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Kürt hacıların puşilerine bakarken hissettiğim muhabbet İslam kardeşliğinin coğrafya sınırlarını nasıl aştığını gösteriyordu. Türkiye’de gerek terör ve gerekse birçok sorun nedeniyle gözümüze çarpmayan o puşiler tavaf esnasında geniş bir muhabbeti yüreklerimize taşıdı. İranlı bir hacı grubuyla tavaf ederken ve Farsçanın muhteşem ahengi ile yaptıkları dualara amin derken farklı mezheplerin aynı hedefte birleşebileceğini, ümmetin içinde dayanışma ve birlik potansiyelinin ne kadar güçlü olduğunu gördüm.

 

Hac ve Umre: İslam’ın Devrimci Mesajı

 

Hac ve umre sadece bireysel bir ibadet değil, İslam’ın devrimci mesajını hayata geçirme çağrısıdır. Bu ibadetler Müslümanların yalnızca Allah’a kul olduklarını hatırlatan bir özgürlük ilanıdır. Her tavaf, insanın dünyevi bağlarından sıyrıldığı, yalnızca Rabbine yöneldiği bir devrimdir. Mısırlı bir taksi şoförüyle Muhammed Mursi’yi anarken İslam dünyasının siyasi mücadelelerini ve bu mücadelelerin nasıl direnişle devam ettiğini hissettim. Bu anlar, İslam’ın sadece bir din değil, aynı zamanda bir mücadele, direniş ve adalet arayışı olduğunu bir kez daha hatırlattı.

 

Ümmetin Yeniden Dirilişi İçin Birlik Zamanı

 

Kâbe’nin etrafında toplanan müminler İslam dünyasının ne kadar güçlü bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Hac ve umre Müslümanların sadece ibadet ettikleri değil aynı zamanda sorunlarını konuştukları, çözümler aradıkları ve dayanışma inşa ettikleri bir platform. Bu buluşmalar, İslam dünyasının yeniden dirilişi için bir fırsat sunuyor. Keşmir’den Gazze’ye, Yemen’den Bangladeş’e uzanan sorunların çözümü ancak ümmetin birliğinden ve dayanışmasından geçiyor. İslam’ın devrimci mesajı, Kâbe’nin etrafında tavaf eden her müminin kalbinde yankılanıyor: “Tek bir ümmetiz ve sadece Rabbimize kulluk ederiz.” Bu birlik ve direniş ruhunu canlı tutmak İslam dünyasının geleceği için en büyük görevimizdir.