Kâbe'de toplanan Ümmet: İslam'ın kültürel ve bilgi paylaşımı merkezi
İslam
ümmeti tarihin en köklü kardeşlik bağlarından birini inşa eden bir yapıdır.
Kâbe’de buluşan müminler sadece ibadetlerini değil aynı zamanda bilgi, kültür
ve dayanışma mirasını da paylaşıyor. Hac ve umre sadece bireysel bir arınma
değil İslam dünyasının ortak sorunlarının konuşulduğu ve çözümlerin üretildiği
bir platform. Bu kutsal mekânlar İslam’ın devrimci mesajını, birliğin ve
kardeşliğin gücünü bizlere yeniden hatırlatıyor.
Birlik
ve Dayanışmanın Simgesi: Ümmet Kardeşliği
Son
umre ziyaretimde yaşadıklarım şahsi planda da benim için İslam’ın ne kadar
güçlü bir bağ kurduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Kâbe’nin etrafında
dönerken birbirini hiç tanımayan farklı coğrafyalardan gelen müslümanların aynı
duygularda birleştiğine şahit oldum. Her millet, kendi sorunlarını ve
özlemlerini bir dua gibi tavafa taşıyor. Taylandlı bir gençle Patani sorununu
konuştuk. Onun anlattıkları Müslümanların yaşadığı sorunların ne kadar benzer
olduğunu gösterdi. Tayland’da devam eden sel felaketinden bahsederken dayanışma
ihtiyacını derinden hissettim. Bir Bangladeşli berberle oturup Bangladeş’teki
devrimi ve İslam dünyasındaki yankılarını ele aldık. "Devrim nereye
gidiyor?" sorusunu konuşurken İslam dünyasının değişim sancılarını
birlikte değerlendirdik. Suudi bir kütüphane idarecisiyle yaptığımız Türkiye
sohbeti İslam medeniyetinin bilgiye ve tarihe olan bağlılığını hatırlattı. Yemek yerken Pakistanlı iki kardeşin boğulma
tehlikesi geçirdiğim bir anda yardım etmesi ümmetin dayanışmasını canlı bir
örnek olarak bana gösterdi. Kâbe sadece bir ibadet merkezi değil aynı zamanda
İslam dünyasının bilgi ve tecrübe kongresi. Dillerimiz, kültürlerimiz farklı
olsa da yardım eli uzatmak için başka birine ait olmanın gerekliliğini
hissetmiyoruz. Kardeşlik, sadece sözde değil eylemde.
Kâbe:
İslam’ın Birlik ve Bilgi Kongresi
Kâbe
etrafında yaptığımız her tavaf sadece ibadet değil aynı zamanda ümmetin
yaralarını sarmak için bir dua gibiydi. Keşmirli bir amca ile Gazze ve Keşmir
için tavaf ederken gözyaşlarımız birleşti. O an ümmetin acılarının ortak
olduğunu ve her müminin bu acılara derman aradığını hissettim. Yemenli bir
hacıya Gazze için yaptıklarından dolayı teşekkür ettiğimde onun gözyaşları
ümmetin dayanışmasının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Kürt
hacıların puşilerine bakarken hissettiğim muhabbet İslam kardeşliğinin coğrafya
sınırlarını nasıl aştığını gösteriyordu. Türkiye’de gerek terör ve gerekse
birçok sorun nedeniyle gözümüze çarpmayan o puşiler tavaf esnasında geniş bir
muhabbeti yüreklerimize taşıdı. İranlı bir hacı grubuyla tavaf ederken ve
Farsçanın muhteşem ahengi ile yaptıkları dualara amin derken farklı mezheplerin
aynı hedefte birleşebileceğini, ümmetin içinde dayanışma ve birlik
potansiyelinin ne kadar güçlü olduğunu gördüm.
Hac
ve Umre: İslam’ın Devrimci Mesajı
Hac
ve umre sadece bireysel bir ibadet değil, İslam’ın devrimci mesajını hayata
geçirme çağrısıdır. Bu ibadetler Müslümanların yalnızca Allah’a kul olduklarını
hatırlatan bir özgürlük ilanıdır. Her tavaf, insanın dünyevi bağlarından
sıyrıldığı, yalnızca Rabbine yöneldiği bir devrimdir. Mısırlı bir taksi
şoförüyle Muhammed Mursi’yi anarken İslam dünyasının siyasi mücadelelerini ve
bu mücadelelerin nasıl direnişle devam ettiğini hissettim. Bu anlar, İslam’ın
sadece bir din değil, aynı zamanda bir mücadele, direniş ve adalet arayışı
olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Ümmetin
Yeniden Dirilişi İçin Birlik Zamanı
Kâbe’nin
etrafında toplanan müminler İslam dünyasının ne kadar güçlü bir potansiyele
sahip olduğunu gösteriyor. Hac ve umre Müslümanların sadece ibadet ettikleri
değil aynı zamanda sorunlarını konuştukları, çözümler aradıkları ve dayanışma
inşa ettikleri bir platform. Bu buluşmalar, İslam dünyasının yeniden dirilişi
için bir fırsat sunuyor. Keşmir’den Gazze’ye, Yemen’den Bangladeş’e uzanan
sorunların çözümü ancak ümmetin birliğinden ve dayanışmasından geçiyor.
İslam’ın devrimci mesajı, Kâbe’nin etrafında tavaf eden her müminin kalbinde
yankılanıyor: “Tek bir ümmetiz ve sadece Rabbimize kulluk ederiz.” Bu birlik ve
direniş ruhunu canlı tutmak İslam dünyasının geleceği için en büyük
görevimizdir.