İsrail'in Sömürgeci Politikalarına Teolojik Kılıf
İsrail, Kudüs ve Filistin topraklarındaki işgalini meşrulaştırmak için yalnızca askeri ve siyasi yöntemlere başvurmamakta, aynı zamanda dini ve tarihsel söylemler üzerinden geniş çaplı bir algı yönetimi yapmaktadır. Yahudi yerleşimci hareketleri, İsrail hükümetinin desteklediği teolojik hak iddialarıyla güçlendirilmiş; Hristiyan Siyonizmi ve Evangelist hareketler de bu söylemi Batı’da kabul ettirmek için önemli bir araç olarak kullanılmıştır.
Ancak İsrail’in Kudüs üzerindeki hak iddialarını
sorgulamak yerine Avrupa ve Amerika’da vergi mükelleflerinin paralarıyla bu
dini söyleme dayalı işgal politikalarının finanse edilmesi dünya kamuoyunun göz
ardı ettiği en büyük skandallardan biridir. ABD ve Avrupa halkları İsrail’in
apartheid sistemini sürdürebilmesi için milyarlarca dolar harcarken kendi
ülkelerinde sağlık, eğitim ve sosyal hizmetler gerilemektedir. İsrail’in Kudüs
üzerindeki teolojik hak iddialarını nasıl manipüle ettiği, Yahudi yerleşimci
hareketlerinin arkasındaki ideolojik motivasyonlar, Hristiyan Siyonizmi’nin bu
süreçte nasıl bir rol oynadığı ve Batı dünyasının neden bu işgale destek
vermeye devam ettiğini ele almaya çalışacağız.
1. İsrail’in
Kudüs Üzerindeki Dini ve Tarihsel Hak İddiaları
İsrail, Kudüs’ü “ebedi ve bölünmez başkent”
olarak ilan etmiş ve Filistinlileri bu şehirden sistematik olarak temizlemek
için dini ve tarihsel bir anlatı geliştirmiştir. Ancak bu söylem gerçekte
modern sömürgeciliğin dini söylemlerle maskelenmiş bir versiyonudur.
1.1. Yahudi
Tarihinde Kudüs: Gerçekler ve Çarpıtılanlar
- Kudüs, Yahudilik için önemli bir şehir olsa da İsrail’in iddia ettiği
gibi kesintisiz bir Yahudi egemenliği altında kalmamıştır.
- Kudüs’ün en parlak dönemlerinden biri İslam yönetimi altında olmuştur.
Müslüman yönetimler Yahudilerin Kudüs’te ibadet etmesine izin vermiş ve
şehri dini hoşgörü merkezi haline getirmiştir.
- 1948’de İsrail’in kurulması ve 1967’de Kudüs’ü işgal etmesiyle
birlikte Filistinlilerin kutsal şehri üzerindeki hakları yok sayılmaya
başlamıştır.
1.2. İsrail’in
Dini Söylemi: “Tanrı’nın Vaadi” mi, Sömürgecilik mi?
İsrail, Kudüs üzerindeki hak iddialarını Tevrat’a
dayandırarak Tanrı’nın Yahudi halkına bu toprakları vaat ettiğini öne
sürmektedir. Ancak bu, 21. yüzyılda uluslararası hukuku ve insan haklarını
tamamen göz ardı eden bir söylemdir.
- İsrail’in “Tanrı’nın vaadi” söylemi, Filistinlilerin yerinden
edilmesini, etnik temizlik politikalarını ve Yahudi olmayan toplulukların
Kudüs’ten dışlanmasını meşrulaştırmak için kullanılmaktadır.
- Bu söylem uluslararası toplumun gözünü boyamak için kullanılsa da
aslında bir dini inanç meselesi değil, siyasi bir işgalin manipülatif bir
aracıdır.
Bu teolojik propaganda Batı’daki destekçileri
tarafından finansal ve siyasi desteğe dönüştürülerek işgali kalıcı hale
getirmektedir.
2. Yahudi
Yerleşimci Hareketleri: Teolojik Fanatizmin Sömürgeciliğe Dönüşmesi
İsrail’in Kudüs üzerindeki egemenliğini
pekiştirme stratejisinin en önemli bileşenlerinden biri Yahudi yerleşimcileri
Filistin topraklarına zorla yerleştirme politikasıdır.
2.1.
Yerleşimcilik Hareketinin Teolojik Arka Planı
- Yahudi yerleşimci hareketleri Kudüs ve Batı Şeria’nın “İlahi vaat
edilmiş topraklar” olduğu söylemiyle meşrulaştırılmaktadır.
- Yerleşimciler, modern sömürgeci projelerin dini versiyonunu
oluşturarak toprak gaspını kutsal bir görev gibi sunmaktadır.
- İsrail hükümeti bu fanatik hareketleri finanse ederek Filistinlilerin
evlerini, camilerini ve altyapılarını yıkmakta, yerlerine yasadışı
yerleşimler inşa etmektedir.
Avrupa ve Amerikan vergi mükelleflerinin
paraları, İsrail’in yasadışı yerleşim inşasına aktarılmakta ve Filistinlilerin
toprakları üzerindeki haklarını tamamen yok etmeye yönelik projelerde
kullanılmaktadır.
3. Hristiyan
Siyonizmi ve Evangelistlerin İsrail Desteği
İsrail’in dini ve tarihsel söylemi yalnızca
Yahudi toplumu ile sınırlı değildir. ABD’deki Evangelist Hristiyanlar ve
Hristiyan Siyonist hareketler İsrail’in en büyük destekçileri arasında yer
almaktadır.
3.1.
Evangelistlerin İsrail’e Verdiği Fanatik Destek
- Hristiyan Siyonistlere göre İsa’nın ikinci gelişi için İsrail’in
Kudüs’ü tamamen kontrol etmesi gerekmektedir.
- Bu nedenle, Filistinlilerin yok edilmesi veya sürgün edilmesi ilahi
bir planın parçası olarak görülmektedir.
- ABD’deki en büyük İsrail destekçisi olan Cumhuriyetçi Parti, bu
Evangelist tabanı korumak için İsrail’e milyarlarca dolarlık askeri ve
ekonomik destek sağlamaktadır.
3.2. İsrail’e
Batı’dan Sağlanan Milyarlarca Dolar
Amerikan vergi mükellefleri, İsrail’in apartheid
rejimini desteklemek için yılda yaklaşık 3.8 milyar dolar doğrudan askeri
yardım sağlamaktadır.
- Bu yardımlar Amerikalıların sağlık, eğitim ve altyapı projelerine
harcanması gerekirken İsrail’in Filistinlilere karşı sürdürdüğü savaş
politikalarını finanse etmektedir.
- AB fonları, İsrail’in teknolojik ve tarımsal projelerine aktarılmakta ancak
Filistinlilere yönelik insan hakları ihlallerini önlemek için neredeyse
hiçbir adım atılmamaktadır.
İsrail, Batı’nın finansal desteğini alarak,
işgalini ve apartheid rejimini sürdürebilmek için dini bir propaganda
mekanizması oluşturmuştur.
İsrail’in Dini
Söylemi, Küresel Sessizlik ve Batı’nın Çifte Standardı
İsrail, Kudüs üzerindeki hak iddialarını dini ve
tarihsel bir anlatı ile süsleyerek, Filistinlilerin yok edilmesini
meşrulaştıran bir sistem oluşturmuştur. Ancak bu sistem uluslararası hukuk ve
insan hakları açısından tamamen geçersizdir.
Batı dünyası, kendi vatandaşlarının vergilerini
İsrail’in işgaline ve savaş suçlarına harcarken kendi toplumlarındaki sağlık,
eğitim ve refah sistemlerini ihmal etmektedir.
Filistin meselesi, yalnızca bir bölgesel sorun
değil Batı’nın işgalci İsrail’e verdiği sorgusuz desteğin ortaya çıkardığı
küresel bir adalet krizidir.
Bu çarpık sistemin sona ermesi için:
- İsrail’in dini ve tarihsel propagandasına karşı alternatif anlatılar
güçlendirilmelidir.
- Avrupa ve ABD vatandaşları vergilerinin İsrail’in savaş suçlarına
harcanmasını durdurmak için daha fazla bilinçlendirilmelidir.
- Uluslararası hukuk mekanizmaları İsrail’in Kudüs üzerindeki yasa dışı
iddialarına karşı harekete geçmelidir.
Gerçekler ortada: İsrail’in dini söylemleri
emperyalizmin modern bir versiyonudur ve Batı bu oyunun en büyük finansörüdür.