27 Şubat 2025

​İsrail'in Dijital Gözetim İmparatorluğu ve Küresel Siber Terörü

İsrail, yalnızca askeri işgalleriyle değil, dijital gözetim, casus yazılımlar ve siber savaş yöntemleriyle de küresel güvenliği tehdit eden bir devlet olarak hareket etmektedir. İsrail merkezli NSO Group tarafından geliştirilen Pegasus casus yazılımı yalnızca terörle mücadele bahanesiyle kullanılmamış, dünya genelinde gazetecileri, aktivistleri, muhalif liderleri, politikacıları ve hatta devlet başkanlarını gözetlemek için bir silah olarak kullanılmıştır.

Bu yazılım, bir ülkenin en özel bireysel verilerine erişerek hükümetlerin elinde gizli istihbarat operasyonları, tehdit ve şantaj mekanizmaları oluşturmasına olanak tanımaktadır. İsrail, bu teknolojiyle yalnızca insan haklarını ihlal etmekle kalmamış, küresel güvenliği de ciddi şekilde tehlikeye atmıştır.

1. Pegasus Skandalı: Devlet Destekli Siber Casusluk Mekanizması

Pegasus, İsrailli NSO Group adlı şirket tarafından geliştirilen gelişmiş bir casus yazılımdır. Pegasus’un en büyük özelliği telefonlara uzaktan erişerek kamera, mikrofon, mesajlar, aramalar, konum bilgileri ve hatta şifrelenmiş uygulamalara ulaşabilmesidir.

1.1. Pegasus Nasıl Çalışır?

  • Kullanıcının bir bağlantıya tıklamasına bile gerek kalmadan, sıfır tıklama (zero-click) saldırıları ile cihazlara sızabilir.
  • WhatsApp, iMessage, SMS veya e-posta gibi popüler platformlar üzerinden zararlı yazılım yükleyebilir.
  • Telefonun kamerasını ve mikrofonunu gizlice açabilir, kullanıcının hareketlerini anlık olarak takip edebilir.
  • Şifrelenmiş mesajlar dahil olmak üzere tüm iletişim verilerini çalabilir.

Bu, devlet destekli siber casusluğun en ileri noktasıdır ve İsrail, bu ölümcül dijital silahı küresel düzeyde yayarak küresel bir güvenlik tehdidine dönüşmüştür.

1.2. Pegasus Skandalı Nasıl Ortaya Çıktı?

2021 yılında, Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ve Gazetecilik Konsorsiyumu (Forbidden Stories), Pegasus’un dünya çapında 50.000’den fazla kişinin telefonuna bulaştırıldığını ortaya çıkardı.

Pegasus’un hedef aldığı kişiler arasında kimler vardı?

  • Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve birçok Avrupalı lider.
  • Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın yakın çevresi.
  • Meksikalı gazeteciler, insan hakları savunucuları ve muhalif politikacılar.
  • Hindistan’daki Modi hükümetini eleştiren aktivistler.
  • Macaristan ve Polonya’da hükümet karşıtı hareket liderleri.

Bu olay, İsrail’in devlet destekli siber casusluk operasyonlarının yalnızca askeri veya güvenlik amaçlı değil aynı zamanda küresel politik manipülasyon ve baskı kurma amacı taşıdığını gösterdi.

İsrail, Pegasus yazılımını sadece diktatörlere, baskıcı rejimlere ve istihbarat servislerine satmadı; aynı zamanda küresel demokrasiyi tehdit eden bir siber savaş mekanizması yarattı.

2. İsrail’in Siber Casusluk Faaliyetleri ve Küresel Tehdit

Pegasus, İsrail’in yürüttüğü siber savaş stratejilerinin yalnızca bir örneğidir. İsrail devleti ve özel sektör tarafından geliştirilen diğer casusluk sistemleri ve siber saldırı araçları dünya genelinde büyük tehdit oluşturmaktadır.

2.1. İsrail’in Siber Casusluk Programları

  • Candiru (Gazetecileri Hedefleyen Casus Yazılım)
    • İsrail merkezli Candiru şirketi, Pegasus benzeri bir casus yazılım geliştirdi ve dünya çapında birçok muhalif gazeteci ve aktivistin telefonlarını hedef aldı.
    • Microsoft ve Citizen Lab tarafından yapılan araştırmalarda İsrail yapımı bu yazılımın Orta Doğu ve Avrupa’da kullanıldığı tespit edildi.
  • Toka (Dijital Manipülasyon ve Veri Tahrifatı)
    • İsrail merkezli Toka firması, dijital manipülasyon araçları geliştirerek, fotoğraf ve video kayıtlarının değiştirilmesine, sahte deliller üretilmesine olanak sağlayan siber araçlar sunmaktadır.
    • Bu sistemler, politik hedeflere yönelik dezenformasyon yaymak için kullanılmaktadır.
  • Stuxnet (İran’ın Nükleer Programına Yönelik İsrail-ABD Ortak Siber Saldırısı)
    • 2010 yılında, İsrail ve ABD ortaklığıyla geliştirilen Stuxnet virüsü, İran’ın nükleer tesislerine saldırarak santrifüj sistemlerini sabote etti.
    • Bu saldırı, devlet destekli siber savaşların en büyük örneklerinden biri olarak tarihe geçti.

Bu örnekler, İsrail’in sadece dijital gözetim değil, siber savaş ve istihbarat operasyonları alanında da küresel güvenliğe doğrudan tehdit oluşturduğunu göstermektedir.

3. İsrail’in Siber Casusluk Faaliyetlerinin Küresel Sonuçları

İsrail’in geliştirdiği casus yazılımlar ve siber gözetim teknolojileri, dünya genelinde insan hakları ihlallerine, devletler arası casusluk krizlerine ve bireysel özgürlüklerin yok edilmesine neden olmuştur.

3.1. İnsan Hakları Savunucularına ve Gazetecilere Yönelik Baskılar

  • Pegasus, aktivistleri, insan hakları savunucularını ve gazetecileri hedef alarak özgür basını baskı altına almıştır.
  • Birçok gazeteci, İsrail destekli siber casusluk operasyonları nedeniyle şantaj ve tehditlerle karşı karşıya kalmıştır.
  • Filistinli aktivistler, İsrail’in yüz tanıma sistemleri ve siber gözetleme teknolojileriyle sürekli izlenmektedir.

3.2. Devletler Arası Casusluk ve Diplomatik Krizler

  • Pegasus skandalı, İsrail-Fransa ilişkilerini sarsmış ve Macron’un güvenlik danışmanları tarafından resmi bir soruşturma başlatılmıştır.
  • Meksika, Hindistan ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde Pegasus’un siyasi muhalifleri hedef almak için kullanıldığı ortaya çıkmıştır.
  • Diktatörler ve baskıcı rejimler, İsrail’in casus yazılımlarını kullanarak halklarını kontrol etmektedir.
  • Siber casusluk, demokratik muhalefeti zayıflatarak devletlerin otoriterleşmesine zemin hazırlamaktadır.

İsrail’in Dijital Terörizmine Karşı Küresel Mücadele

İsrail’in siber casusluk, gözetim ve dezenformasyon stratejileri, küresel güvenliği tehdit eden modern bir dijital savaş mekanizmasına dönüşmüştür. Pegasus ve diğer casus yazılımlar, yalnızca bireyleri hedef almakla kalmamış aynı zamanda küresel istikrarı tehdit eden bir silah olarak kullanılmıştır.

Uluslararası toplum, İsrail’in siber savaş politikalarına karşı net adımlar atmalı ve küresel bir yasaklama mekanizması oluşturmalıdır. İsrail’in dijital imparatorluğu yalnızca gözetim ve istihbarat amaçlı değil, aynı zamanda küresel demokrasiyi yok eden bir dijital terör mekanizmasına dönüşmüştür.