İsrail'in Dijital Gözetim İmparatorluğu ve Küresel Siber Terörü
İsrail, yalnızca askeri işgalleriyle değil, dijital gözetim, casus yazılımlar ve siber savaş yöntemleriyle de küresel güvenliği tehdit eden bir devlet olarak hareket etmektedir. İsrail merkezli NSO Group tarafından geliştirilen Pegasus casus yazılımı yalnızca terörle mücadele bahanesiyle kullanılmamış, dünya genelinde gazetecileri, aktivistleri, muhalif liderleri, politikacıları ve hatta devlet başkanlarını gözetlemek için bir silah olarak kullanılmıştır.
Bu yazılım, bir ülkenin en özel bireysel
verilerine erişerek hükümetlerin elinde gizli istihbarat operasyonları, tehdit
ve şantaj mekanizmaları oluşturmasına olanak tanımaktadır. İsrail, bu
teknolojiyle yalnızca insan haklarını ihlal etmekle kalmamış, küresel güvenliği
de ciddi şekilde tehlikeye atmıştır.
1. Pegasus Skandalı: Devlet Destekli Siber
Casusluk Mekanizması
Pegasus, İsrailli NSO Group adlı şirket
tarafından geliştirilen gelişmiş bir casus yazılımdır. Pegasus’un en büyük
özelliği telefonlara uzaktan erişerek kamera, mikrofon, mesajlar, aramalar, konum
bilgileri ve hatta şifrelenmiş uygulamalara ulaşabilmesidir.
1.1. Pegasus Nasıl Çalışır?
- Kullanıcının bir bağlantıya tıklamasına bile gerek kalmadan, sıfır
tıklama (zero-click) saldırıları ile cihazlara sızabilir.
- WhatsApp, iMessage, SMS veya e-posta gibi popüler platformlar
üzerinden zararlı yazılım yükleyebilir.
- Telefonun kamerasını ve mikrofonunu gizlice açabilir, kullanıcının
hareketlerini anlık olarak takip edebilir.
- Şifrelenmiş mesajlar dahil olmak üzere tüm iletişim verilerini
çalabilir.
Bu, devlet destekli siber casusluğun en ileri
noktasıdır ve İsrail, bu ölümcül dijital silahı küresel düzeyde yayarak küresel
bir güvenlik tehdidine dönüşmüştür.
1.2. Pegasus Skandalı Nasıl Ortaya Çıktı?
2021 yılında, Uluslararası Af Örgütü (Amnesty
International) ve Gazetecilik Konsorsiyumu (Forbidden Stories), Pegasus’un
dünya çapında 50.000’den fazla kişinin telefonuna bulaştırıldığını ortaya
çıkardı.
Pegasus’un hedef aldığı kişiler arasında kimler
vardı?
- Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve birçok Avrupalı lider.
- Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın yakın çevresi.
- Meksikalı gazeteciler, insan hakları savunucuları ve muhalif
politikacılar.
- Hindistan’daki Modi hükümetini eleştiren aktivistler.
- Macaristan ve Polonya’da hükümet karşıtı hareket liderleri.
Bu olay, İsrail’in devlet destekli siber casusluk
operasyonlarının yalnızca askeri veya güvenlik amaçlı değil aynı zamanda
küresel politik manipülasyon ve baskı kurma amacı taşıdığını gösterdi.
İsrail, Pegasus yazılımını sadece diktatörlere,
baskıcı rejimlere ve istihbarat servislerine satmadı; aynı zamanda küresel
demokrasiyi tehdit eden bir siber savaş mekanizması yarattı.
2. İsrail’in Siber Casusluk Faaliyetleri ve
Küresel Tehdit
Pegasus, İsrail’in yürüttüğü siber savaş
stratejilerinin yalnızca bir örneğidir. İsrail devleti ve özel sektör
tarafından geliştirilen diğer casusluk sistemleri ve siber saldırı araçları
dünya genelinde büyük tehdit oluşturmaktadır.
2.1. İsrail’in Siber Casusluk Programları
- Candiru (Gazetecileri Hedefleyen Casus Yazılım)
- İsrail merkezli Candiru şirketi, Pegasus benzeri bir casus yazılım
geliştirdi ve dünya çapında birçok muhalif gazeteci ve aktivistin
telefonlarını hedef aldı.
- Microsoft ve Citizen Lab tarafından yapılan araştırmalarda İsrail
yapımı bu yazılımın Orta Doğu ve Avrupa’da kullanıldığı tespit edildi.
- Toka (Dijital Manipülasyon ve Veri Tahrifatı)
- İsrail merkezli Toka firması, dijital manipülasyon araçları
geliştirerek, fotoğraf ve video kayıtlarının değiştirilmesine, sahte
deliller üretilmesine olanak sağlayan siber araçlar sunmaktadır.
- Bu sistemler, politik hedeflere yönelik dezenformasyon yaymak için
kullanılmaktadır.
- Stuxnet (İran’ın Nükleer Programına Yönelik İsrail-ABD Ortak Siber
Saldırısı)
- 2010 yılında, İsrail ve ABD ortaklığıyla geliştirilen Stuxnet virüsü,
İran’ın nükleer tesislerine saldırarak santrifüj sistemlerini sabote
etti.
- Bu saldırı, devlet destekli siber savaşların en büyük örneklerinden
biri olarak tarihe geçti.
Bu örnekler, İsrail’in sadece dijital gözetim
değil, siber savaş ve istihbarat operasyonları alanında da küresel güvenliğe
doğrudan tehdit oluşturduğunu göstermektedir.
3. İsrail’in Siber Casusluk Faaliyetlerinin
Küresel Sonuçları
İsrail’in geliştirdiği casus yazılımlar ve siber
gözetim teknolojileri, dünya genelinde insan hakları ihlallerine, devletler arası
casusluk krizlerine ve bireysel özgürlüklerin yok edilmesine neden olmuştur.
3.1. İnsan Hakları Savunucularına ve Gazetecilere
Yönelik Baskılar
- Pegasus, aktivistleri, insan hakları savunucularını ve gazetecileri
hedef alarak özgür basını baskı altına almıştır.
- Birçok gazeteci, İsrail destekli siber casusluk operasyonları
nedeniyle şantaj ve tehditlerle karşı karşıya kalmıştır.
- Filistinli aktivistler, İsrail’in yüz tanıma sistemleri ve siber
gözetleme teknolojileriyle sürekli izlenmektedir.
3.2. Devletler Arası Casusluk ve Diplomatik
Krizler
- Pegasus skandalı, İsrail-Fransa ilişkilerini sarsmış ve Macron’un
güvenlik danışmanları tarafından resmi bir soruşturma başlatılmıştır.
- Meksika, Hindistan ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde Pegasus’un siyasi
muhalifleri hedef almak için kullanıldığı ortaya çıkmıştır.
- Diktatörler ve baskıcı rejimler, İsrail’in casus yazılımlarını
kullanarak halklarını kontrol etmektedir.
- Siber casusluk, demokratik muhalefeti zayıflatarak devletlerin
otoriterleşmesine zemin hazırlamaktadır.
İsrail’in Dijital Terörizmine Karşı Küresel
Mücadele
İsrail’in siber casusluk, gözetim ve
dezenformasyon stratejileri, küresel güvenliği tehdit eden modern bir dijital
savaş mekanizmasına dönüşmüştür. Pegasus ve diğer casus yazılımlar, yalnızca
bireyleri hedef almakla kalmamış aynı zamanda küresel istikrarı tehdit eden bir
silah olarak kullanılmıştır.
Uluslararası toplum, İsrail’in siber savaş
politikalarına karşı net adımlar atmalı ve küresel bir yasaklama mekanizması
oluşturmalıdır. İsrail’in dijital imparatorluğu yalnızca gözetim ve istihbarat
amaçlı değil, aynı zamanda küresel demokrasiyi yok eden bir dijital terör
mekanizmasına dönüşmüştür.