31 Temmuz 2026

​Ionescu'nun Gergedanlar Oyununda Jean Aynasından Hayata Bakakalmak

Ioenscu, meşhur Gergedanlar oyununda bir devir üzerinden insanlık tarihinin çok devirlerinde vuku bulan eğitimli, entelektüel, mantıklı ve pozitivist insanların ve dahi sıradan kitlelerin bir salgına yakalanır gibi birden nasıl çılgınca bir tutku ve coşkuyla şiddete, totoliterleşmeye, otokratik dönüşümlere, otoriterleşmeye, militarizme ve dahi kendisini medeni kılan cümle varoluş durumlarına arkasına dönerek üzerindekileri çıkarıp nasıl gergedanlaştığını bu gergedan metaforu üzerinden anlatır. Zamanın havasına uymak olarak oyunda bahsedilen bu değişim ve dönüşüm hali sürü psikolojisi ve benliğini yitirme sürüklenmesi suretinde gerçekleşir. Bunun tarihte çok örneklerini vermek mümkündür ki Ionescu zamanı için Nazizim bunun somut tezahürüdür. Avrupalının kendi rüyasının kabusundan uyanması sonrası yaşanan sorgulamalardan birisi bu absürt oyundan bizi hayata ve kendimize bakmaya davet eder. Bu eser aslında güçlü dramatik kurgusu olan her oyun gibi bir geçmiş anlatısı olmak yanında varoluşumuzda mümkün bir hale dair geleceğimize de bakmaya davet gibidir.

Oyunun temel karakterlerinden olan Jean başkahraman yahut anti kahraman Berenger’in dostudur. Kendisi zamanını iyi kullanan, kılık kıyafetinde son derece düzenli, humanist modern dünyanın Kartezyen aklının var ettiği ideal tiplerden biridir. Oyunun başından itibaren anti-kahraman Berenger ile bu yolda bir münakaşa içine girdiğini görürüz. Onun zamanı kötü kullanıp geç gelmesine, içki içip düzensiz yaşamasına, kılık kıyafetine dikkat etmemesine kadar onu yerlere vururken; İnsanda irade olmalı işte o kadar, üstün insan görevini yapan insandır, gibi sözlerle kendisinin ne kadar yüce bir yerde durduğunu ve asla sürü insanı olamayacak kadar derin bir karaktere sahip olduğunu gözümüze oyunun başında sokar. Sonra aniden oturdukları Cafe’nin önünden bir gergedan geçince şoka girer ve buna şiddetle karşı çıkar. Bir türlü inanamaz hatta bu inanamama hali Berenger ile aralarında bu gergedanın hayvanat bahçesinden mi, bir sirkten mi yoksa bir taşın altından mı geldiği gibi gerilimi yükselten konuşmalara dahi yol açar. Şehirde başıboş gezen bir gergedan size tuhaf gelmiyor mu? diyen birisi oyunun ilerleyen kısmından Niçin gergedan olmayayım Ben değişikliği severim, diyecektir. Tabi ki Berenger’e tavsiye ettiği zamanın havasına uyma olayını bizzat kendisini gerçekleştirerek. Jean kendisinin düzenli ve güçlü olduğuna inanan mükemmeldir. Evet, güçlüyüm. Birkaç nedenle güçlüyüm. Herşeyden önce güçlü olduğum için güçlüyüm, sonra güçlüyüm çünkü manevi gücüm yüksek. Ayrıca da güçlüyüm çünkü alkole batmış değilim, sözleriyle Jean üstün insan ve güç kavramlarını özümseyen batılı zihni gösterir. Siz var değilsiniz, dostum, çünkü düşünmüyorsunuz. Düşünün var olursunuz, diyerek bize entelektüel batıya dair ne kadar ezber varsa sıralar. Ama bu ezberler, nakaratlar, hafızlıklar acaba gergedan olmaya mani olabilecek midir? Jean’a göre hayat bir mücadeledir, savaşmamak korkaklıktır ve insan sabrın, kültürün ve zekânın silahlarıyla silahlanmalıdır. Ve tabiiii günün havasına uydurmalıdır kendisini! Zamanın havasına uymak da şudur; kılık kıyafetin düzgün olması ve çağın yazın ve kültürel olaylarından uzak kalmamak, müzelere gitmek, dergiler okumak insanı kültürlü biri yapacaktır?! Moda neyse onu tüket işte. Oyun izlemek için tiyatroya gitmeli ve hatta müzeler de gezmelidir. Berenger’e bu tavsiyeleri verir ama kendisi ona eşlik etmesi gerektiği anda yan çizer ve sonuçta ikinci gergedan da meydandan geçer. Burada çifte standartlarıyla bir yarılma gösterir: Neden kendisi içki içebilmekte ve yanlış yapmamaktadır; çünkü her şey bir ölçü sorunudur ve Berenger’in tersine kendisi ölçülü biridir. Bu noktadan sonra Jean ve Berenger arasındaki çizgi kırılmaya doğru evrilir. Zira her şeyi bilen Jean demin geçenin çift boynuzlu Asya şimdi geçenin tek boynuzlu Afrika gergedanı olduğunu görüvermiştir. Sonunda Berenger aptalca şeyler söylüyorsunuz, diyerek çıkışmaya başlar. Ona ben aptalca sözler etmem kibriyle karşılık vermenin ötesine geçerek Jean içindeki ırkçıyı da ortaya çıkarak Berenger’e asıl sizin zihniniz çift boynuzlu Asyalı şey diyerek hakaret eder. Onların sarı olduğuna dair klasik Avrupalı söylemler havada uçarken Jean ayyaş diyerek hakaret edip sahneden çıkar. İlk perdede böylece biz aydınlanmış birinin zihin altındaki onca parlak kavrama rağmen o ırkçı çıkışı görüveririz. Modern Avrupa’nın dünya savaşında onca birikimine dair hayallerinin yıkılması gibi Jean karakteri de öylece söner gider. Aslında gergedanlaşmanın arkasında belki de içe sinmemiş kalıpta kalmış söylem ve kavramlarla oluşan bir bireyselleşme durmaktadır.

            Oyunun ikinci perdesinin ikinci kısmında Berenger gönlünü almak için Jean’in evine gider. Burada Ionescu, bize göre, gergegedanlaşma kavramını çözümler gibidir. Jean’ın alnının ortasında bir boynuz kabarması ve derisinin yeşil ve kaba olması militaristleşen bir ruhu anlatır. Bunlar olurken Jean hala Benim dengem mükemmeldir, Benim zihnim, benim bedenim sapasağlamdır, benim soyum… gibi sayıklarken Ben düşüncelerime egemenimdir, olaylara kaptırmama kendimi, diyerek kalınlaşan sesi yani üslubundan görüleceği gibi katılaşan zihni ve kabalaşan tarzı ile o ilk perdede görünen adamdan uzaklaşırken gergedanlaşma kavramındaki temel durumları da görmeye başlarız. Doktor çağıralım dendiği zaman doktorlar olmayan hastalıklar yaratırlar, denilerek artık girilen yoldaki göz kararmasının tedavi edilemezliği görülmeye başlanır. Nihayet yaşanan hır gür arasında bugün tam bir insansevmez olmuşsunuz denerek gergegedanlaşmanın temel fenomenleri gösterilmeye başlanır: Evet, ben bir insansevmezim, insansevmezim. Bir insansevmez, insansevmez olmak hoşuma gidiyor, derken Jean olgusu olduğu şeyi söylemeye bizde hayata bakakalmaya devam ederiz. Aslında insanlardan nefret ediyor değilim, yalnızca ilgi alanımın tümüyle dışındalar, girdiklerinde iğrendiriyorlar beni, onun için yoluma çıkmasınlar, ezip geçerim hepsini, diyen bir tipe dönüşmüştür Jean. Nihayet Bay Beouf’un gergerdan olduğu haberine verdiği cevap; Siz her şeyde kötülük görüyorsunuz. Gergedan olmak hoşuna gidiyorsa, olur ne var bunda! Olağanüstü bir yanı yok bunun diyen birisi ilk perde de gergedanlara inanamıyordu! Bu meyanda geçen konuşmalarda ahlak konusu söze geldiğinde yine gergedanlaşma fenomenindeki başka bir tezahür konuşur; Ahlakmış! Konuşalım bakalım ahlak üzerine, bıktım ben artık şu ahlaktan, bir halta yaramaz ahlaktan! Aşmak gerek ahlakı. Peki, ahlakı aşınca ne olacaktı cevap orman yasası oluyordu. Doğanın kendi yasaları varmış ahlaksa doğaya karşıymış; gergedanlaşma olan her yerde ahlak ve yasalar askıya alınırken doğanın orman yasaları devreye giriyor, denilerek bakışımız yahut bakakalışımız derinleştirilir. Ne yapmalıymışız yaşamımızın temellerini yeniden kurmalı ve kaynaktaki bütünlüğe dönmeliymişiz! Bizim felsefemiz var değer sistemimiz var denildiğinde cevap yıkalım hepsini oluyor. Nihayet insan ve insancıllık dendiğinde İnsancıllık eskidi artık! Eskimiş, gülünç duygusalın tekisiniz siz, diyen bir ses homurdanmaya devam eder. Jean artık konuşmaz, homurdar. Ve şunu dedim der, niçin gergedan olmayayım? Değişikliği severim ben, diyerek homurtusuna devam eder. Boynuzu uzamıştır iyice ve ayaklarımın altına alacağım seni, ayaklarımın altına alacağım seni, canına okuyacağım, diyerek zamanın havasına uyar ve gergedanlar sürüsüne dâhil olur. Berenger büyük hayal kırıklığı ile gergedan oldu, gergedan oldu diyerek inilder: O insancıl, o büyük hümanizma savunucusu delikanlı! Kimin aklına gelirdi ki! O, onunla, onunla… Kendimizi bildiğimizden beri tanışıyorduk. Onun bu tür bir evrim göstereceğine dünyada inanmazdım. Kendimden çok güvenirdim ona. Bana bunu nasıl yapar, bana. Olmuştur işte Avrupa’nın devasa medeniyeti fare doğurmuştur. Biz hala bununla yüzleşecek cesarette değiliz bu ülkede. Kızılelmamıza buradan bakamadık henüz. Ioenscu acaba geçmişi mi gösteriyordu Jean karakterine baka kalırken yoksa nice Jeanlar zamanın havasına uymaya devam mı ediyor? Tiyatro, bu oyun ile gergedanlaşmayı anlatırken bize bizi bizle düşündürürken kara kutunun içindeki dünyadan hayatımıza neler taşacak acaba? Disiplinli, düzenli, kibirli, mantıklı ve ahlaklı Jean o evrimi niçin yaşadı ve dünyamız nereye ve neye eviriliyor.

 

Vesselam