Ionescu'nun Gergedanlar Oyununda Jean Aynasından Hayata Bakakalmak
Ioenscu, meşhur Gergedanlar
oyununda bir devir üzerinden insanlık tarihinin çok devirlerinde vuku bulan
eğitimli, entelektüel, mantıklı ve pozitivist insanların ve dahi sıradan
kitlelerin bir salgına yakalanır gibi birden nasıl çılgınca bir tutku ve
coşkuyla şiddete, totoliterleşmeye, otokratik dönüşümlere, otoriterleşmeye,
militarizme ve dahi kendisini medeni kılan cümle varoluş durumlarına arkasına
dönerek üzerindekileri çıkarıp nasıl gergedanlaştığını bu gergedan metaforu
üzerinden anlatır. Zamanın havasına uymak olarak oyunda bahsedilen bu
değişim ve dönüşüm hali sürü psikolojisi ve benliğini yitirme sürüklenmesi
suretinde gerçekleşir. Bunun tarihte çok örneklerini vermek mümkündür ki
Ionescu zamanı için Nazizim bunun somut tezahürüdür. Avrupalının kendi
rüyasının kabusundan uyanması sonrası yaşanan sorgulamalardan birisi bu absürt
oyundan bizi hayata ve kendimize bakmaya davet eder. Bu eser aslında güçlü
dramatik kurgusu olan her oyun gibi bir geçmiş anlatısı olmak yanında
varoluşumuzda mümkün bir hale dair geleceğimize de bakmaya davet gibidir.
Oyunun temel karakterlerinden olan
Jean başkahraman yahut anti kahraman Berenger’in dostudur. Kendisi zamanını iyi
kullanan, kılık kıyafetinde son derece düzenli, humanist modern dünyanın
Kartezyen aklının var ettiği ideal tiplerden biridir. Oyunun başından itibaren
anti-kahraman Berenger ile bu yolda bir münakaşa içine girdiğini görürüz. Onun
zamanı kötü kullanıp geç gelmesine, içki içip düzensiz yaşamasına, kılık
kıyafetine dikkat etmemesine kadar onu yerlere vururken; İnsanda irade olmalı
işte o kadar, üstün insan görevini yapan insandır, gibi sözlerle kendisinin
ne kadar yüce bir yerde durduğunu ve asla sürü insanı olamayacak kadar derin
bir karaktere sahip olduğunu gözümüze oyunun başında sokar. Sonra aniden
oturdukları Cafe’nin önünden bir gergedan geçince şoka girer ve buna şiddetle
karşı çıkar. Bir türlü inanamaz hatta bu inanamama hali Berenger ile aralarında
bu gergedanın hayvanat bahçesinden mi, bir sirkten mi yoksa bir taşın altından
mı geldiği gibi gerilimi yükselten konuşmalara dahi yol açar. Şehirde
başıboş gezen bir gergedan size tuhaf gelmiyor mu? diyen birisi oyunun
ilerleyen kısmından Niçin gergedan olmayayım Ben değişikliği severim,
diyecektir. Tabi ki Berenger’e tavsiye ettiği zamanın havasına uyma olayını
bizzat kendisini gerçekleştirerek. Jean kendisinin düzenli ve güçlü olduğuna
inanan mükemmeldir. Evet, güçlüyüm. Birkaç nedenle güçlüyüm. Herşeyden önce
güçlü olduğum için güçlüyüm, sonra güçlüyüm çünkü manevi gücüm yüksek. Ayrıca
da güçlüyüm çünkü alkole batmış değilim, sözleriyle Jean üstün insan ve güç
kavramlarını özümseyen batılı zihni gösterir. Siz var değilsiniz, dostum,
çünkü düşünmüyorsunuz. Düşünün var olursunuz, diyerek bize entelektüel
batıya dair ne kadar ezber varsa sıralar. Ama bu ezberler, nakaratlar, hafızlıklar
acaba gergedan olmaya mani olabilecek midir? Jean’a göre hayat bir
mücadeledir, savaşmamak korkaklıktır ve insan sabrın, kültürün ve
zekânın silahlarıyla silahlanmalıdır. Ve tabiiii günün havasına
uydurmalıdır kendisini! Zamanın havasına uymak da şudur; kılık kıyafetin
düzgün olması ve çağın yazın ve kültürel olaylarından uzak kalmamak, müzelere
gitmek, dergiler okumak insanı kültürlü biri yapacaktır?! Moda neyse onu tüket
işte. Oyun izlemek için tiyatroya gitmeli ve hatta müzeler de gezmelidir. Berenger’e
bu tavsiyeleri verir ama kendisi ona eşlik etmesi gerektiği anda yan çizer ve
sonuçta ikinci gergedan da meydandan geçer. Burada çifte standartlarıyla bir
yarılma gösterir: Neden kendisi içki içebilmekte ve yanlış yapmamaktadır; çünkü
her şey bir ölçü sorunudur ve Berenger’in tersine kendisi ölçülü biridir. Bu
noktadan sonra Jean ve Berenger arasındaki çizgi kırılmaya doğru evrilir. Zira
her şeyi bilen Jean demin geçenin çift boynuzlu Asya şimdi geçenin tek boynuzlu
Afrika gergedanı olduğunu görüvermiştir. Sonunda Berenger aptalca şeyler
söylüyorsunuz, diyerek çıkışmaya başlar. Ona ben aptalca sözler etmem kibriyle
karşılık vermenin ötesine geçerek Jean içindeki ırkçıyı da ortaya çıkarak
Berenger’e asıl sizin zihniniz çift boynuzlu Asyalı şey diyerek hakaret eder.
Onların sarı olduğuna dair klasik Avrupalı söylemler havada uçarken Jean ayyaş
diyerek hakaret edip sahneden çıkar. İlk perdede böylece biz aydınlanmış
birinin zihin altındaki onca parlak kavrama rağmen o ırkçı çıkışı görüveririz.
Modern Avrupa’nın dünya savaşında onca birikimine dair hayallerinin yıkılması
gibi Jean karakteri de öylece söner gider. Aslında gergedanlaşmanın arkasında
belki de içe sinmemiş kalıpta kalmış söylem ve kavramlarla oluşan bir
bireyselleşme durmaktadır.
Oyunun
ikinci perdesinin ikinci kısmında Berenger gönlünü almak için Jean’in evine
gider. Burada Ionescu, bize göre, gergegedanlaşma kavramını çözümler gibidir.
Jean’ın alnının ortasında bir boynuz kabarması ve derisinin yeşil ve kaba
olması militaristleşen bir ruhu anlatır. Bunlar olurken Jean hala Benim
dengem mükemmeldir, Benim zihnim, benim bedenim sapasağlamdır, benim soyum… gibi
sayıklarken Ben düşüncelerime egemenimdir, olaylara kaptırmama kendimi,
diyerek kalınlaşan sesi yani üslubundan görüleceği gibi katılaşan zihni ve
kabalaşan tarzı ile o ilk perdede görünen adamdan uzaklaşırken gergedanlaşma
kavramındaki temel durumları da görmeye başlarız. Doktor çağıralım dendiği
zaman doktorlar olmayan hastalıklar yaratırlar, denilerek artık girilen yoldaki
göz kararmasının tedavi edilemezliği görülmeye başlanır. Nihayet yaşanan hır
gür arasında bugün tam bir insansevmez olmuşsunuz denerek gergegedanlaşmanın
temel fenomenleri gösterilmeye başlanır: Evet, ben bir insansevmezim,
insansevmezim. Bir insansevmez, insansevmez olmak hoşuma gidiyor, derken
Jean olgusu olduğu şeyi söylemeye bizde hayata bakakalmaya devam ederiz. Aslında
insanlardan nefret ediyor değilim, yalnızca ilgi alanımın tümüyle dışındalar,
girdiklerinde iğrendiriyorlar beni, onun için yoluma çıkmasınlar, ezip geçerim
hepsini, diyen bir tipe dönüşmüştür Jean. Nihayet Bay Beouf’un gergerdan
olduğu haberine verdiği cevap; Siz her şeyde kötülük görüyorsunuz. Gergedan
olmak hoşuna gidiyorsa, olur ne var bunda! Olağanüstü bir yanı yok bunun diyen
birisi ilk perde de gergedanlara inanamıyordu! Bu meyanda geçen konuşmalarda
ahlak konusu söze geldiğinde yine gergedanlaşma fenomenindeki başka bir tezahür
konuşur; Ahlakmış! Konuşalım bakalım ahlak üzerine, bıktım ben artık şu
ahlaktan, bir halta yaramaz ahlaktan! Aşmak gerek ahlakı. Peki, ahlakı
aşınca ne olacaktı cevap orman yasası oluyordu. Doğanın kendi
yasaları varmış ahlaksa doğaya karşıymış; gergedanlaşma olan her yerde
ahlak ve yasalar askıya alınırken doğanın orman yasaları devreye
giriyor, denilerek bakışımız yahut bakakalışımız derinleştirilir. Ne
yapmalıymışız yaşamımızın temellerini yeniden kurmalı ve kaynaktaki
bütünlüğe dönmeliymişiz! Bizim felsefemiz var değer sistemimiz var
denildiğinde cevap yıkalım hepsini oluyor. Nihayet insan ve insancıllık
dendiğinde İnsancıllık eskidi artık! Eskimiş, gülünç duygusalın tekisiniz
siz, diyen bir ses homurdanmaya devam eder. Jean artık konuşmaz, homurdar.
Ve şunu dedim der, niçin gergedan olmayayım? Değişikliği severim ben,
diyerek homurtusuna devam eder. Boynuzu uzamıştır iyice ve ayaklarımın
altına alacağım seni, ayaklarımın altına alacağım seni, canına okuyacağım,
diyerek zamanın havasına uyar ve gergedanlar sürüsüne dâhil olur. Berenger
büyük hayal kırıklığı ile gergedan oldu, gergedan oldu diyerek inilder: O
insancıl, o büyük hümanizma savunucusu delikanlı! Kimin aklına gelirdi ki! O,
onunla, onunla… Kendimizi bildiğimizden beri tanışıyorduk. Onun bu tür bir
evrim göstereceğine dünyada inanmazdım. Kendimden çok güvenirdim ona. Bana bunu
nasıl yapar, bana. Olmuştur işte Avrupa’nın devasa medeniyeti fare
doğurmuştur. Biz hala bununla yüzleşecek cesarette değiliz bu ülkede.
Kızılelmamıza buradan bakamadık henüz. Ioenscu acaba geçmişi mi gösteriyordu
Jean karakterine baka kalırken yoksa nice Jeanlar zamanın havasına uymaya devam
mı ediyor? Tiyatro, bu oyun ile gergedanlaşmayı anlatırken bize bizi bizle
düşündürürken kara kutunun içindeki dünyadan hayatımıza neler taşacak acaba?
Disiplinli, düzenli, kibirli, mantıklı ve ahlaklı Jean o evrimi niçin yaşadı ve
dünyamız nereye ve neye eviriliyor.
Vesselam