Hasbara'nın Küresel Medya Gücü ve Önemli Medya Kanalları
Batı Medyasının İsrail Yanlısı Yapısı ve Algı
Yönetimi Mekanizmaları
İsrail uluslararası medya üzerindeki etkisini
geniş çaplı lobicilik faaliyetleri, ekonomik yatırımlar ve stratejik
ortaklıklar aracılığıyla sağlamlaştırmıştır. Özellikle Batı dünyasında medya
kuruluşlarının büyük bir bölümü İsrail’in anlatılarını destekleyici bir
çerçevede haber yapmaktadır. Bu destek İsrail’in sadece bölgesel bir aktör
olarak değil aynı zamanda küresel medya ortamında güçlü bir hegemon olarak
konumlanmasına da olanak sağlamaktadır.
Medyanın bir ülkenin dış politikasını nasıl
algıladığı çoğu zaman o ülkenin diplomatik ve ekonomik güçleriyle doğrudan
ilişkilidir. İsrail’in medya üzerindeki etkisi doğrudan sahiplik ilişkilerinden
editoryal politikalara, haber dilinden sansür mekanizmalarına kadar çok geniş
bir yelpazeye yayılmaktadır.
1. Küresel
Medya ve İsrail’in Etki Alanı
İsrail’in uluslararası medyadaki gücünü anlamak
için medya sahipliği ve İsrail yanlısı editoryal politikaları değerlendirmek
gerekmektedir. İsrail’in özellikle Batı medyasında nasıl bir hegemonya
kurduğunu aşağıdaki başlıklar altında ele alabiliriz.
1.1. Büyük
Medya Kuruluşları ve İsrail Yanlısı Haber Çerçeveleri
İsrail’in medya üzerindeki etkisi doğrudan
sahiplik yapıları ve editoryal politikalarla kendisini göstermektedir. Batı’nın
önde gelen medya kuruluşları, büyük ölçüde İsrail’i koruyucu bir çizgide yayın
yapmaktadır. Özellikle CNN, BBC, The New York Times, The Washington Post ve
Reuters gibi haber ajansları İsrail yanlısı çerçeveleme yaparak haber
sunmaktadır. CNN ve BBC, İsrail’in güvenlik endişelerini öne çıkarırken
Filistinli ölümleri minimize eden bir dil kullanır. The New York Times İsrail
saldırılarını "yanlışlıkla" olmuş gibi çerçeveleyerek İsrail’i
doğrudan suçlamaktan kaçınır. The Washington Post, İsrail’in bölgesel
politikalarını haklı çıkaran analizlere sıkça yer verirken Reuters gibi haber
ajansları tarafsız görünme çabası içinde olsa da İsrail saldırılarını daha az
vurgulama eğilimindedir.
Bu medya kuruluşlarının editoryal politikaları
genellikle İsrail’i destekleyici yönde şekillenir. Çatışma anlarında İsrail’in
saldırıları “karşılık verme” olarak çerçevelenirken, Filistinli direniş
gruplarının eylemleri “terörizm” olarak sunulur.
1.2. İsrail
Yanlısı Medyanın Kullandığı Temel Stratejiler
İsrail’in medya üzerindeki etkisi, belirli
propaganda teknikleri ve çerçeveleme stratejileri ile sistematik bir şekilde
güçlendirilmiştir. Bu stratejilerin başlıcaları şunlardır:
- Dil Manipülasyonu ve Çerçeveleme Teknikleri
- Filistinlilerin öldürülmesi
“çatışma” olarak verilirken İsrail askerlerinin ölümü “vahşet” olarak
sunulur.
- İsrail saldırıları “meşru
müdafaa” olarak çerçevelenir.
- Hamas ve Filistinli direniş
grupları “terörist” olarak damgalanırken, İsrail’in askeri operasyonları
“savunma operasyonu” olarak tanımlanır.
- Medya Sahipliği ve Yönlendirme
- İsrail ve ABD merkezli Yahudi
lobileri, medya sahipliği ve finansal destekle İsrail yanlısı haberlerin
ön planda tutulmasını sağlar.
- Medya kuruluşlarının
sahipleri veya yöneticileri İsrail’e finansal ya da ideolojik olarak
bağlıdır.
- Sansür ve Manipülasyon
- Filistinli gazetecilere
yönelik saldırılar ve medya kuruluşlarının hedef alınması sıkça rastlanan
bir durumdur.
- İsrail yanlısı medya,
Filistin’in anlatısını baskılamak için Twitter ve Facebook’ta
algoritmaları kullanarak görünürlüğü azaltır.
2. İsrail
Yanlısı Küresel Medya Ağları ve Lobicilik
İsrail’in medya üzerindeki etkisini perçinleyen
bir diğer önemli unsur ise küresel Yahudi lobileri ve onların medya üzerindeki
baskı mekanizmalarıdır.
2.1. İsrail
Yanlısı Medya Lobileri
İsrail lehine kamuoyu oluşturmak için çalışan
önemli medya lobileri bulunmaktadır.
AIPAC (American Israel Public Affairs Committee),
ABD’de İsrail yanlısı politikaların benimsenmesi için çalışan en güçlü
lobilerden biridir. AIPAC, ABD Kongresi üzerinde büyük bir etkiye sahip olmanın
yanı sıra medya organlarını da yönlendiren bir güç olarak faaliyet
göstermektedir.
Anti-Defamation League (ADL), İsrail’i
eleştirenleri “antisemitik” olarak damgalamak için medya üzerinden aktif
kampanyalar yürütmektedir. Özellikle gazetecileri ve akademisyenleri
antisemitizm suçlamalarıyla baskı altına alma taktiğini sıkça kullanır.
Hasbara Fellowships, özellikle Amerika’daki
üniversitelerde İsrail yanlısı medya savunuculuğu yapacak genç liderler
yetiştirmeye odaklanmaktadır. Bu program, İsrail’in imajını güçlendirmek için
öğrencilere medya eğitimleri verir ve sosyal medya kampanyalarına katılmalarını
teşvik eder.
Honest Reporting gibi kuruluşlar, medyada İsrail
karşıtı haberleri tespit edip bu haberleri yayan medya organlarına baskı
uygular. İsrail aleyhine yapılan haberlerin düzeltilmesini ya da kaldırılmasını
sağlamak için medya kuruluşlarıyla doğrudan iletişime geçer.
Bu organizasyonlar medya ortamında İsrail’e
yönelik eleştirileri baskılamak için çeşitli taktikler kullanmaktadır.
2.2. İsrail
Medyasının Filistin Haberlerini Manipüle Etme Taktikleri
İsrail iç medyası da uluslararası kamuoyunu
yönlendirmek için belirli yöntemler kullanmaktadır. İsrail devlet
televizyonları (Kan 11, Channel 12, Channel 13) genellikle devlet
propagandasını yansıtır ve İsrail’in askeri operasyonlarını haklı gösterecek
bir söylem kullanır.
Haaretz gibi gazeteler görece daha eleştirel bir
çizgi izlese de İsrail’in askeri politikalarını radikal şekilde eleştirmekten
kaçınır. İsrail iç medyası, genellikle uluslararası haberlerde Batı medyasına
paralel bir anlatıyı benimser ve Filistin direnişini "terörizm"
olarak çerçeveleyen haber dilini kullanır.
Küresel
Medyanın İsrail Yanlısı Yapısı Nasıl Değiştirilebilir?
İsrail’in medya üzerindeki etkisi büyük ölçüde
lobi faaliyetleri, medya sahipliği ve stratejik dil manipülasyonları üzerinden
sağlanmaktadır. Bu durumu değiştirmek için, bağımsız medya kuruluşlarının
güçlendirilmesi, Filistinli gazetecilerin desteklenmesi ve alternatif medya
platformlarının yaygınlaştırılması gibi adımlar atılmalıdır.