06 Şubat 2025

​Hasbara'nın Küresel Medya Gücü ve Önemli Medya Kanalları

Batı Medyasının İsrail Yanlısı Yapısı ve Algı Yönetimi Mekanizmaları

İsrail uluslararası medya üzerindeki etkisini geniş çaplı lobicilik faaliyetleri, ekonomik yatırımlar ve stratejik ortaklıklar aracılığıyla sağlamlaştırmıştır. Özellikle Batı dünyasında medya kuruluşlarının büyük bir bölümü İsrail’in anlatılarını destekleyici bir çerçevede haber yapmaktadır. Bu destek İsrail’in sadece bölgesel bir aktör olarak değil aynı zamanda küresel medya ortamında güçlü bir hegemon olarak konumlanmasına da olanak sağlamaktadır.

Medyanın bir ülkenin dış politikasını nasıl algıladığı çoğu zaman o ülkenin diplomatik ve ekonomik güçleriyle doğrudan ilişkilidir. İsrail’in medya üzerindeki etkisi doğrudan sahiplik ilişkilerinden editoryal politikalara, haber dilinden sansür mekanizmalarına kadar çok geniş bir yelpazeye yayılmaktadır.  

1. Küresel Medya ve İsrail’in Etki Alanı

İsrail’in uluslararası medyadaki gücünü anlamak için medya sahipliği ve İsrail yanlısı editoryal politikaları değerlendirmek gerekmektedir. İsrail’in özellikle Batı medyasında nasıl bir hegemonya kurduğunu aşağıdaki başlıklar altında ele alabiliriz.

1.1. Büyük Medya Kuruluşları ve İsrail Yanlısı Haber Çerçeveleri

İsrail’in medya üzerindeki etkisi doğrudan sahiplik yapıları ve editoryal politikalarla kendisini göstermektedir. Batı’nın önde gelen medya kuruluşları, büyük ölçüde İsrail’i koruyucu bir çizgide yayın yapmaktadır. Özellikle CNN, BBC, The New York Times, The Washington Post ve Reuters gibi haber ajansları İsrail yanlısı çerçeveleme yaparak haber sunmaktadır. CNN ve BBC, İsrail’in güvenlik endişelerini öne çıkarırken Filistinli ölümleri minimize eden bir dil kullanır. The New York Times İsrail saldırılarını "yanlışlıkla" olmuş gibi çerçeveleyerek İsrail’i doğrudan suçlamaktan kaçınır. The Washington Post, İsrail’in bölgesel politikalarını haklı çıkaran analizlere sıkça yer verirken Reuters gibi haber ajansları tarafsız görünme çabası içinde olsa da İsrail saldırılarını daha az vurgulama eğilimindedir.

Bu medya kuruluşlarının editoryal politikaları genellikle İsrail’i destekleyici yönde şekillenir. Çatışma anlarında İsrail’in saldırıları “karşılık verme” olarak çerçevelenirken, Filistinli direniş gruplarının eylemleri “terörizm” olarak sunulur.

1.2. İsrail Yanlısı Medyanın Kullandığı Temel Stratejiler

İsrail’in medya üzerindeki etkisi, belirli propaganda teknikleri ve çerçeveleme stratejileri ile sistematik bir şekilde güçlendirilmiştir. Bu stratejilerin başlıcaları şunlardır:

  • Dil Manipülasyonu ve Çerçeveleme Teknikleri
    • Filistinlilerin öldürülmesi “çatışma” olarak verilirken İsrail askerlerinin ölümü “vahşet” olarak sunulur.
    • İsrail saldırıları “meşru müdafaa” olarak çerçevelenir.
    • Hamas ve Filistinli direniş grupları “terörist” olarak damgalanırken, İsrail’in askeri operasyonları “savunma operasyonu” olarak tanımlanır.
  • Medya Sahipliği ve Yönlendirme
    • İsrail ve ABD merkezli Yahudi lobileri, medya sahipliği ve finansal destekle İsrail yanlısı haberlerin ön planda tutulmasını sağlar.
    • Medya kuruluşlarının sahipleri veya yöneticileri İsrail’e finansal ya da ideolojik olarak bağlıdır.
  • Sansür ve Manipülasyon
    • Filistinli gazetecilere yönelik saldırılar ve medya kuruluşlarının hedef alınması sıkça rastlanan bir durumdur.
    • İsrail yanlısı medya, Filistin’in anlatısını baskılamak için Twitter ve Facebook’ta algoritmaları kullanarak görünürlüğü azaltır.

2. İsrail Yanlısı Küresel Medya Ağları ve Lobicilik

İsrail’in medya üzerindeki etkisini perçinleyen bir diğer önemli unsur ise küresel Yahudi lobileri ve onların medya üzerindeki baskı mekanizmalarıdır.

2.1. İsrail Yanlısı Medya Lobileri

İsrail lehine kamuoyu oluşturmak için çalışan önemli medya lobileri bulunmaktadır.

AIPAC (American Israel Public Affairs Committee), ABD’de İsrail yanlısı politikaların benimsenmesi için çalışan en güçlü lobilerden biridir. AIPAC, ABD Kongresi üzerinde büyük bir etkiye sahip olmanın yanı sıra medya organlarını da yönlendiren bir güç olarak faaliyet göstermektedir.

Anti-Defamation League (ADL), İsrail’i eleştirenleri “antisemitik” olarak damgalamak için medya üzerinden aktif kampanyalar yürütmektedir. Özellikle gazetecileri ve akademisyenleri antisemitizm suçlamalarıyla baskı altına alma taktiğini sıkça kullanır.

Hasbara Fellowships, özellikle Amerika’daki üniversitelerde İsrail yanlısı medya savunuculuğu yapacak genç liderler yetiştirmeye odaklanmaktadır. Bu program, İsrail’in imajını güçlendirmek için öğrencilere medya eğitimleri verir ve sosyal medya kampanyalarına katılmalarını teşvik eder.

Honest Reporting gibi kuruluşlar, medyada İsrail karşıtı haberleri tespit edip bu haberleri yayan medya organlarına baskı uygular. İsrail aleyhine yapılan haberlerin düzeltilmesini ya da kaldırılmasını sağlamak için medya kuruluşlarıyla doğrudan iletişime geçer.

Bu organizasyonlar medya ortamında İsrail’e yönelik eleştirileri baskılamak için çeşitli taktikler kullanmaktadır.

2.2. İsrail Medyasının Filistin Haberlerini Manipüle Etme Taktikleri

İsrail iç medyası da uluslararası kamuoyunu yönlendirmek için belirli yöntemler kullanmaktadır. İsrail devlet televizyonları (Kan 11, Channel 12, Channel 13) genellikle devlet propagandasını yansıtır ve İsrail’in askeri operasyonlarını haklı gösterecek bir söylem kullanır.

Haaretz gibi gazeteler görece daha eleştirel bir çizgi izlese de İsrail’in askeri politikalarını radikal şekilde eleştirmekten kaçınır. İsrail iç medyası, genellikle uluslararası haberlerde Batı medyasına paralel bir anlatıyı benimser ve Filistin direnişini "terörizm" olarak çerçeveleyen haber dilini kullanır.

Küresel Medyanın İsrail Yanlısı Yapısı Nasıl Değiştirilebilir?

İsrail’in medya üzerindeki etkisi büyük ölçüde lobi faaliyetleri, medya sahipliği ve stratejik dil manipülasyonları üzerinden sağlanmaktadır. Bu durumu değiştirmek için, bağımsız medya kuruluşlarının güçlendirilmesi, Filistinli gazetecilerin desteklenmesi ve alternatif medya platformlarının yaygınlaştırılması gibi adımlar atılmalıdır.