Hasbara'nın Küresel Kamuoyunu Yönlendirme Stratejileri
İsrail’in
Kullandığı Anahtar Söylemler
İsrail, uluslararası kamuoyunu etkilemek için
sadece medya organlarını ve dijital propaganda mekanizmalarını kullanmakla
kalmaz aynı zamanda belirli anahtar söylemler üzerinden bir algı yönetimi
yürütür. Bu söylemler, İsrail’in askeri operasyonlarını meşrulaştırmak,
uluslararası hukuka aykırı eylemlerini haklı göstermek ve Filistin direnişini
terörize etmek için sistematik olarak kurgulanmıştır.
1. İsrail’in Kullandığı Temel Algı Yönetimi
Söylemleri
İsrail’in küresel kamuoyunda kendisini “haklı”
göstermek ve eleştirileri bertaraf etmek için kullandığı belirli söylem
kalıpları bulunmaktadır. Bu söylemler hem medya kuruluşları hem de hükümet
yetkilileri tarafından sürekli tekrarlanarak bir gerçeklik algısı
yaratmaktadır.
1.1. “İsrail’in Kendini Savunma Hakkı” Söylemi
İsrail’in soykırımlarını meşrulaştırmak için en
sık kullandığı ifadelerden biri “İsrail’in kendini savunma hakkı”dır. Bu
söylem, İsrail’in her türlü askeri saldırısını savunma eylemi olarak
çerçeveleyerek uluslararası tepkinin önüne geçmeyi amaçlar.
- İsrail’in Gazze’ye yönelik hava saldırıları bu söylem üzerinden “meşru
müdafaa” olarak sunulur.
- Filistinli direniş gruplarının eylemleri “provokasyon” olarak
çerçevelenir ve İsrail’in “savunmaya zorlandığı” iddia edilir.
- Uluslararası hukuk bağlamında tartışmalı olmasına rağmen bu söylem ABD
ve Avrupa ülkelerinin desteğini almak için sıkça kullanılır.
Bu söylemin en büyük çelişkisi İsrail’in işgalci
bir güç olması gerçeğini göz ardı etmesidir. İşgalci bir devletin işgal ettiği
topraklarda askeri operasyonlarını “savunma” olarak tanımlaması uluslararası
hukuka aykırıdır.
1.2. “Hamas Terör Örgütüdür” Söylemi
İsrail, Filistin direniş hareketlerini
kriminalize etmek için Hamas’ı bir “terör örgütü” olarak çerçevelemekte ısrar
etmektedir.
- Batı medyasında Hamas sürekli olarak El Kaide ve IŞİD gibi örgütlerle
aynı kategoriye sokulmaktadır.
- Bu söylem İsrail’in askeri operasyonlarını haklı çıkarmak için
kullanılan en önemli araçlardan biridir.
- Hamas’a yönelik saldırılar, sivilleri de hedef alsa bile “terörle
mücadele” kapsamında sunularak uluslararası kamuoyunun tepkisini en aza
indirmeyi amaçlar.
Oysa ki Hamas, 2006 seçimlerini kazanan ve
Gazze’yi yöneten bir siyasi harekettir. Dolayısıyla hareketi “terör örgütü”
olarak etiketlemek İsrail’in Filistin’deki meşru siyasi aktörleri
itibarsızlaştırma stratejisinin bir parçasıdır.
1.3. “Antisemitizm” Suçlaması
İsrail’i eleştiren akademisyenler, gazeteciler,
politikacılar veya aktivistler sıklıkla “antisemitizm” suçlamasıyla karşı
karşıya kalmaktadır.
- İsrail’in Filistinlilere yönelik işlediği savaş suçlarını eleştirenler
Yahudi karşıtı olmakla suçlanır.
- Uluslararası organizasyonlar ve medya organları İsrail’i eleştirmekten
kaçınmak için oto-sansür uygular.
- İsrail lobileri bu suçlamayı sistematik bir şekilde kullanarak
Filistin yanlısı anlatıyı marjinalize eder.
Buradaki en büyük manipülasyon İsrail devletini
eleştirmenin Yahudi halkına yönelik bir nefret suçu gibi sunulmasıdır. Oysa ki
İsrail politikalarına yönelik eleştiriler antisemitizmin bir parçası değildir.
Ancak bu söylem eleştirileri bastırmak için oldukça etkili bir araç olarak
kullanılmaktadır.
1.4. “Filistinliler Barış İstemiyor” Söylemi
İsrail’in uluslararası kamuoyunda oluşturduğu bir
diğer önemli söylem Filistinlilerin barış istemediği, İsrail’in ise barışçıl
çözümler peşinde olduğu iddiasıdır.
- İsrail, Filistin yönetimini sürekli olarak barış sürecine “engel
olmakla” suçlamaktadır.
- Batı medyasında İsrail, “barış isteyen taraf” olarak sunulurken
Filistin direniş grupları uzlaşmaz taraf olarak gösterilir.
- Oysa İsrail, uluslararası hukuk çerçevesinde defalarca barış
girişimlerini baltalamış ve Filistin’in egemenlik haklarını ihlal
etmiştir.
Bu söylem İsrail’in işgal politikalarını gizlemek
ve Filistinlilerin hak taleplerini geçersiz kılmak için kullanılan bir
propaganda aracıdır.
2. İsrail’in Söylem Stratejilerinin Medya ve
Siyaset Üzerindeki Etkileri
İsrail’in geliştirdiği bu söylemler, sadece medya
aracılığıyla yayılmakla kalmaz, aynı zamanda Batılı hükümetlerin politikalarına
da yön verir.
- ABD ve Avrupa’nın İsrail Yanlısı Politikaları
- “İsrail’in kendini savunma hakkı” söylemi ABD ve AB’nin İsrail’in
askeri operasyonlarına verdiği desteğin temel argümanlarından biri haline
gelmiştir.
- Hamas’ın terör örgütü olarak çerçevelenmesi Batı’nın Filistin direniş
hareketlerine karşı daha sert önlemler almasını sağlamıştır.
- Antisemitizm söylemi Batı’daki İsrail politikalarına yönelik
eleştirilerin sınırlanmasına yol açmıştır.
- Medya Sansürü ve Oto-Sansür Mekanizmaları
- Batılı gazeteciler ve medya kuruluşları İsrail karşıtı söylemlere yer
vermekten kaçınarak oto-sansür uygulamaktadır.
- Filistin yanlısı haberler çoğu zaman “tarafsızlık” adı altında daha
az görünür hale getirilmekte ya da tamamen sansürlenmektedir.
- İsrail yanlısı lobiler medya üzerinde baskı kurarak eleştirel
içeriklerin yayımlanmasını engellemek için sistematik kampanyalar
yürütmektedir.
3. İsrail’in Algı Yönetimine Karşı Alternatif
Anlatılar
İsrail’in propagandalarına karşı geliştirilen
alternatif anlatılar, özellikle bağımsız gazetecilik ve aktivizm aracılığıyla
güç kazanmaktadır.
- Bağımsız Medya ve Alternatif Haber Kaynakları
- Al Jazeera, Middle East Eye ve The Intercept gibi kuruluşlar
İsrail’in anlatısına alternatif bakış açıları sunmaktadır.
- Sosyal medya aktivizmi geleneksel medyanın sansürlediği bilgileri
yaymak için güçlü bir araç haline gelmiştir.
- Hukuki ve Akademik Çalışmalar
- İsrail’in işlediği insan hakları ihlallerini belgeleyen raporlar
(örneğin, Human Rights Watch ve Amnesty International raporları)
uluslararası kamuoyunda farkındalığı artırmaktadır.
- Filistinli akademisyenler ve araştırmacılar İsrail’in manipülatif
söylemlerine karşı bilimsel çalışmalar yürütmektedir.
Algı Yönetimi ve Gerçeklik Mücadelesi
İsrail’in propaganda söylemleri uluslararası
kamuoyunu yönlendirmek ve işgal politikalarını meşrulaştırmak için sistematik
olarak kullanılmaktadır. Ancak bağımsız medya, akademik araştırmalar ve dijital
aktivizm bu manipülasyonlara karşı alternatif bir anlatı inşa etme
potansiyeline sahiptir.