13 Şubat 2025

​Hasbara'nın Dili

Batı Medyasının İsrail-Filistin Meselesine Yönelik Yanlı Haberciliği

Medya, İsrail-Filistin çatışmasında en az diplomasi, ekonomi ve askeri güç kadar belirleyici bir faktördür. Uluslararası kamuoyunun algısını şekillendiren haberler hangi tarafın meşru, hangi tarafın haksız olduğuna dair çerçeveler oluşturur. Ancak Batı medyasında yıllardır süregelen çifte standartlar bu çatışmanın tarafsız ve adil bir şekilde ele alınmasını engellemektedir.

Batılı medya kuruluşları, İsrail’i “meşru bir devlet” olarak sunarken, Filistinlileri genellikle “şiddet yanlısı” veya “terörizmle bağlantılı” aktörler olarak çerçevelemektedir. Bu tür habercilik İsrail’in askeri operasyonlarını normalleştirirken Filistin direnişini kriminalize eden bir algı yaratmaktadır.

1. Çifte Standartların Medyada Görünümü

Batı medyasının İsrail-Filistin çatışmasını ele alırken sergilediği çifte standartlar haber başlıklarından kullanılan dile, olayların sunumundan editoryal tercihlere kadar birçok noktada kendini gösterir.

1.1. İsrail ve Filistin İçin Kullanılan Farklı Dil

Medya kuruluşları İsrail ve Filistin olaylarını aktarırken bilinçli bir şekilde farklı kelime ve kavramlar kullanmaktadır. Aynı olaylar, taraflara göre farklı bir anlatımla sunulmaktadır.

  • İsrail askerleri bir Filistinliyi öldürdüğünde, haberlerde genellikle “çatışma”, “gerilim” veya “şiddet olayları” gibi muğlak terimler kullanılır.
  • Filistinli direniş grupları İsrail hedeflerine saldırdığında ise haberler “terör saldırısı”, “militan saldırısı” veya “Hamas tehdidi” gibi ifadelerle sunulur.
  • İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanları “savunma operasyonu” olarak adlandırılırken Filistinli grupların roket saldırıları “provokasyon” olarak gösterilir.

Örneğin BBC ve CNN gibi medya organları, İsrail’in saldırılarında öldürülen Filistinliler için sıklıkla “hayatını kaybetti” ifadesini kullanırken, İsraillilerin ölümü için “öldürüldü” ifadesini tercih etmektedir. Bu dil farkı Filistinlilerin ölümünün doğal bir süreç gibi algılanmasına, İsraillilerin ölümünün ise bir trajedi olarak sunulmasına neden olur.

1.2. Başlık Çarpıtmaları ve Haber Çerçeveleme Teknikleri

Haber başlıkları, okuyucuların olayları nasıl algılayacağını belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Batı medyasında İsrail’i koruyan ve Filistinlileri suçlu gösteren başlıklar sıkça kullanılmaktadır.

Örneğin:

  • İsrail askerleri tarafından öldürülen bir Filistinli çocuk için haber başlığı:
    “İsrail-Filistin çatışmalarında bir çocuk hayatını kaybetti.”
    (Burada fail gizlenmiş, çocuğun ölümü pasif bir şekilde aktarılmıştır.)
  • Filistinli direniş gruplarının İsrail askerlerine saldırması durumunda ise haber başlığı:
    “Hamas militanları İsrail askerlerini öldürdü.”
    (Burada fail açıkça belirtilmiş, saldırı “terörizm” çerçevesinde sunulmuştur.)

Bu tür başlık manipülasyonları, İsrail’in askeri operasyonlarını meşrulaştırırken, Filistin’in direnişini gayrimeşru hale getirmek için kullanılan en yaygın medya stratejilerinden biridir.

1.3. İsrail Yanlısı Kaynakların Kullanımı ve Filistinli Kaynakların Marjinalleştirilmesi

Batı medyası İsrail yanlısı haber ajanslarını ve resmi İsrail kaynaklarını sıkça kullanırken Filistinli kaynakları genellikle güvenilmez veya propaganda unsuru olarak göstermektedir.

  • İsrail devlet yetkililerinin açıklamaları resmi ve güvenilir bilgi olarak sunulurken, Filistin yönetiminin açıklamaları “iddia”, “Filistin kaynaklarına göre” gibi ifadelerle şüpheli gösterilir.
  • İsrail yanlısı düşünce kuruluşları ve akademisyenler uzman yorumları için sıklıkla tercih edilirken Filistinli akademisyenler ve aktivistler Batı medyasında daha az yer bulur.

Bu tür seçimler okuyucuların ve izleyicilerin İsrail’in anlatısına daha fazla maruz kalmasını sağlarken, Filistin yanlısı perspektifleri göz ardı etmelerine yol açmaktadır.

2. Medyada Sansür ve Oto-Sansür Mekanizmaları

Batı medyasında Filistin yanlısı haberler ve İsrail karşıtı eleştiriler çoğu zaman sansüre uğramakta veya oto-sansür mekanizmaları devreye girmektedir.

2.1. Haberlerin Filtrelenmesi ve Sansürlenmesi

  • İsrail’in işlediği savaş suçlarıyla ilgili haberler ya hiç yayımlanmamakta ya da ancak büyük baskılar sonucu kısıtlı bir şekilde duyurulmaktadır.
  • Filistinli gazeteciler ve aktivistler Batı medyasında sansüre uğramakta ve haberleri çoğu zaman yayımlanmamaktadır.
  • Filistin yanlısı haber yapan medya kuruluşları finansal baskılarla karşı karşıya bırakılmakta ve bazıları yayın lisanslarını kaybetmektedir.

2.2. Oto-Sansür ve Medya Kuruluşlarının İsrail Baskısından Kaçınması

Batılı gazeteciler, İsrail’i eleştiren haberler yapmaktan kaçınmakta, çünkü bu tür haberlerin kariyerlerine zarar verebileceğini bilmektedirler. Örneğin:

  • ABD merkezli büyük medya kuruluşları İsrail karşıtı haberler yayımlayan gazetecileri işten çıkarma veya editoryal değişiklik yapma eğilimindedir.
  • Batılı medya devleri, İsrail yanlısı lobi gruplarının baskılarından çekindiği için, İsrail’i eleştiren içeriklere daha az yer vermektedir.

Bu oto-sansür mekanizmaları İsrail’in medya üzerindeki hegemonyasını korumasına yardımcı olmakta ve Filistin meselesinin gerçek yüzünün kamuoyuna ulaşmasını engellemektedir.

3. İsrail Yanlısı Medyaya Karşı Alternatif Medya Hareketleri

Son yıllarda, Batı medyasının çifte standartlarına karşı çıkan bağımsız medya kuruluşları ve dijital aktivist grupları önemli bir güç haline gelmiştir.

  • Al Jazeera, Middle East Eye ve The Intercept gibi bağımsız haber kaynakları İsrail’in anlatısına karşı alternatif haberler üretmektedir.
  • Sosyal medya aktivizmi, Filistin’in sesini duyurmak için en önemli araçlardan biri haline gelmiş, özellikle Twitter ve Instagram üzerinden yürütülen kampanyalar milyonlarca insana ulaşmıştır.

Bu alternatif medya hareketleri İsrail’in medya manipülasyonuna karşı kamuoyunu bilinçlendirmek ve gerçeği görünür kılmak için kritik bir rol oynamaktadır.

Medyanın Çifte Standartlarını Aşmak

İsrail-Filistin çatışması, medya aracılığıyla şekillendirilen bir algı savaşı içinde yürütülmektedir. Batı medyasının çifte standartları İsrail’in işgal politikalarını meşrulaştırırken, Filistin’in hak mücadelesini marjinalize etmektedir. Ancak bağımsız medya, sosyal medya aktivizmi ve Filistinli gazetecilerin çabaları bu çarpıtmalara karşı gerçekleri ortaya koyma noktasında önemli bir direnç oluşturmaktadır.