Hasbara'nın Dili
Batı Medyasının İsrail-Filistin Meselesine
Yönelik Yanlı Haberciliği
Medya, İsrail-Filistin çatışmasında en az
diplomasi, ekonomi ve askeri güç kadar belirleyici bir faktördür. Uluslararası
kamuoyunun algısını şekillendiren haberler hangi tarafın meşru, hangi tarafın
haksız olduğuna dair çerçeveler oluşturur. Ancak Batı medyasında yıllardır
süregelen çifte standartlar bu çatışmanın tarafsız ve adil bir şekilde ele
alınmasını engellemektedir.
Batılı medya kuruluşları, İsrail’i “meşru bir devlet”
olarak sunarken, Filistinlileri genellikle “şiddet yanlısı” veya “terörizmle
bağlantılı” aktörler olarak çerçevelemektedir. Bu tür habercilik İsrail’in
askeri operasyonlarını normalleştirirken Filistin direnişini kriminalize eden
bir algı yaratmaktadır.
1. Çifte Standartların Medyada Görünümü
Batı medyasının İsrail-Filistin çatışmasını ele
alırken sergilediği çifte standartlar haber başlıklarından kullanılan dile,
olayların sunumundan editoryal tercihlere kadar birçok noktada kendini
gösterir.
1.1. İsrail ve Filistin İçin Kullanılan Farklı
Dil
Medya kuruluşları İsrail ve Filistin olaylarını
aktarırken bilinçli bir şekilde farklı kelime ve kavramlar kullanmaktadır. Aynı
olaylar, taraflara göre farklı bir anlatımla sunulmaktadır.
- İsrail askerleri bir Filistinliyi öldürdüğünde, haberlerde genellikle
“çatışma”, “gerilim” veya “şiddet olayları” gibi muğlak terimler
kullanılır.
- Filistinli direniş grupları İsrail hedeflerine saldırdığında ise
haberler “terör saldırısı”, “militan saldırısı” veya “Hamas tehdidi” gibi
ifadelerle sunulur.
- İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanları “savunma operasyonu” olarak
adlandırılırken Filistinli grupların roket saldırıları “provokasyon”
olarak gösterilir.
Örneğin BBC ve CNN gibi medya organları,
İsrail’in saldırılarında öldürülen Filistinliler için sıklıkla “hayatını
kaybetti” ifadesini kullanırken, İsraillilerin ölümü için “öldürüldü” ifadesini
tercih etmektedir. Bu dil farkı Filistinlilerin ölümünün doğal bir süreç gibi
algılanmasına, İsraillilerin ölümünün ise bir trajedi olarak sunulmasına neden
olur.
1.2. Başlık Çarpıtmaları ve Haber Çerçeveleme
Teknikleri
Haber başlıkları, okuyucuların olayları nasıl
algılayacağını belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Batı medyasında
İsrail’i koruyan ve Filistinlileri suçlu gösteren başlıklar sıkça
kullanılmaktadır.
Örneğin:
- İsrail askerleri tarafından öldürülen bir Filistinli çocuk için haber
başlığı:
“İsrail-Filistin çatışmalarında bir çocuk hayatını kaybetti.”
(Burada fail gizlenmiş, çocuğun ölümü pasif bir şekilde aktarılmıştır.) - Filistinli direniş gruplarının İsrail askerlerine saldırması durumunda
ise haber başlığı:
“Hamas militanları İsrail askerlerini öldürdü.”
(Burada fail açıkça belirtilmiş, saldırı “terörizm” çerçevesinde sunulmuştur.)
Bu tür başlık manipülasyonları, İsrail’in askeri
operasyonlarını meşrulaştırırken, Filistin’in direnişini gayrimeşru hale
getirmek için kullanılan en yaygın medya stratejilerinden biridir.
1.3. İsrail Yanlısı Kaynakların Kullanımı ve
Filistinli Kaynakların Marjinalleştirilmesi
Batı medyası İsrail yanlısı haber ajanslarını ve
resmi İsrail kaynaklarını sıkça kullanırken Filistinli kaynakları genellikle
güvenilmez veya propaganda unsuru olarak göstermektedir.
- İsrail devlet yetkililerinin açıklamaları resmi ve güvenilir bilgi
olarak sunulurken, Filistin yönetiminin açıklamaları “iddia”, “Filistin
kaynaklarına göre” gibi ifadelerle şüpheli gösterilir.
- İsrail yanlısı düşünce kuruluşları ve akademisyenler uzman yorumları
için sıklıkla tercih edilirken Filistinli akademisyenler ve aktivistler
Batı medyasında daha az yer bulur.
Bu tür seçimler okuyucuların ve izleyicilerin
İsrail’in anlatısına daha fazla maruz kalmasını sağlarken, Filistin yanlısı
perspektifleri göz ardı etmelerine yol açmaktadır.
2. Medyada Sansür ve Oto-Sansür Mekanizmaları
Batı medyasında Filistin yanlısı haberler ve
İsrail karşıtı eleştiriler çoğu zaman sansüre uğramakta veya oto-sansür
mekanizmaları devreye girmektedir.
2.1. Haberlerin Filtrelenmesi ve Sansürlenmesi
- İsrail’in işlediği savaş suçlarıyla ilgili haberler ya hiç yayımlanmamakta
ya da ancak büyük baskılar sonucu kısıtlı bir şekilde duyurulmaktadır.
- Filistinli gazeteciler ve aktivistler Batı medyasında sansüre
uğramakta ve haberleri çoğu zaman yayımlanmamaktadır.
- Filistin yanlısı haber yapan medya kuruluşları finansal baskılarla
karşı karşıya bırakılmakta ve bazıları yayın lisanslarını kaybetmektedir.
2.2. Oto-Sansür ve Medya Kuruluşlarının İsrail
Baskısından Kaçınması
Batılı gazeteciler, İsrail’i eleştiren haberler
yapmaktan kaçınmakta, çünkü bu tür haberlerin kariyerlerine zarar
verebileceğini bilmektedirler. Örneğin:
- ABD merkezli büyük medya kuruluşları İsrail karşıtı haberler
yayımlayan gazetecileri işten çıkarma veya editoryal değişiklik yapma
eğilimindedir.
- Batılı medya devleri, İsrail yanlısı lobi gruplarının baskılarından
çekindiği için, İsrail’i eleştiren içeriklere daha az yer vermektedir.
Bu oto-sansür mekanizmaları İsrail’in medya
üzerindeki hegemonyasını korumasına yardımcı olmakta ve Filistin meselesinin
gerçek yüzünün kamuoyuna ulaşmasını engellemektedir.
3. İsrail Yanlısı Medyaya Karşı Alternatif Medya
Hareketleri
Son yıllarda, Batı medyasının çifte
standartlarına karşı çıkan bağımsız medya kuruluşları ve dijital aktivist
grupları önemli bir güç haline gelmiştir.
- Al Jazeera, Middle East Eye ve The Intercept gibi bağımsız haber
kaynakları İsrail’in anlatısına karşı alternatif haberler üretmektedir.
- Sosyal medya aktivizmi, Filistin’in sesini duyurmak için en önemli
araçlardan biri haline gelmiş, özellikle Twitter ve Instagram üzerinden
yürütülen kampanyalar milyonlarca insana ulaşmıştır.
Bu alternatif medya hareketleri İsrail’in medya
manipülasyonuna karşı kamuoyunu bilinçlendirmek ve gerçeği görünür kılmak için
kritik bir rol oynamaktadır.
Medyanın Çifte Standartlarını Aşmak
İsrail-Filistin çatışması, medya aracılığıyla
şekillendirilen bir algı savaşı içinde yürütülmektedir. Batı medyasının çifte
standartları İsrail’in işgal politikalarını meşrulaştırırken, Filistin’in hak
mücadelesini marjinalize etmektedir. Ancak bağımsız medya, sosyal medya aktivizmi
ve Filistinli gazetecilerin çabaları bu çarpıtmalara karşı gerçekleri ortaya
koyma noktasında önemli bir direnç oluşturmaktadır.