23 Şubat 2025

​Hasbara Stratejileri, Kültürel Hegemonya ve Sinema Üzerinden Algı Yönetimi

İsrail’in Hollywood ve Propaganda Filmleri

İsrail, uluslararası kamuoyunu kendi politik çıkarları doğrultusunda şekillendirmek için medya ve kültürel araçları aktif bir şekilde kullanmaktadır. Hasbara olarak bilinen propaganda stratejisi, İsrail’in sadece haber medyasında değil, sinema, televizyon ve dijital platformlarda da sistematik bir algı yönetimi yürütmesini sağlamaktadır.

Özellikle Hollywood, İsrail’in Batı dünyasında olumlu bir imaj oluşturmak ve Filistin direnişini kriminalize etmek için kullandığı en güçlü kültürel araçlardan biri haline gelmiştir. İsrail’in medya ve film endüstrisindeki etkisi, Hollywood yapımları, belgeseller, televizyon dizileri ve dijital platform içerikleri üzerinden kendisini göstermektedir.

1. Hasbara ve Hollywood: Sinema Üzerinden Algı Yönetimi

Hasbara, İsrail’in küresel kamuoyunu etkilemek için kullandığı sistematik propaganda mekanizmasını tanımlayan bir kavramdır. Bu strateji, Hollywood yapımları aracılığıyla geniş kitlelere ulaşarak İsrail’in anlatısını sinema diliyle benimsetmektedir.

1.1. Hollywood ve İsrail’in Stratejik İlişkisi

Hollywood, küresel eğlence endüstrisinin merkezi olmanın ötesinde, siyasi ve ideolojik mesajların yayılmasında da kritik bir rol oynamaktadır.

  • İsrail yanlısı yapımcılar ve film şirketleri, Hollywood’da güçlü bir konuma sahiptir. Örneğin, MGM, Warner Bros., Paramount, 20th Century Fox ve Netflix gibi dev şirketlerde İsrail yanlısı lobiler ve yapımcılar etkili roller üstlenmektedir.
  • ABD-İsrail ortak yapımları, sinema yoluyla İsrail’in “Batı’nın ileri karakolu” olduğu anlatısını güçlendirmektedir.
  • Hollywood stüdyoları, İsrail’in askeri müdahalelerini haklı gösterecek senaryolar üretmekte, Filistinlileri ise “fanatik teröristler” olarak betimleyen içerikler yaratmaktadır.

1.2. Hasbara’nın Sinemada Kullanılan Temel Anlatı Kalıpları

Hasbara stratejisi çerçevesinde üretilen Hollywood filmleri, İsrail’in anlatısını güçlendirmek için belirli çerçeveleme tekniklerini kullanır:

  • İsrail’in kendini savunan bir devlet olarak gösterilmesi
    • İsrail, “sürekli tehdit altında olan bir demokrasi” olarak lanse edilir.
    • Filmler, İsrail’in askeri operasyonlarını “savunma” amaçlı gösterirken, Filistinli grupları ise irrasyonel saldırganlar olarak tanımlar.
  • Filistin’in terörle özdeşleştirilmesi
    • Filistinli direniş grupları genellikle “terör örgütü” olarak çerçevelenir.
    • Filistinli karakterler, ya şiddet yanlısı militanlar ya da Batı değerlerine uymayan fanatikler olarak tasvir edilir.
  • Batı ile İsrail’in aynı idealleri paylaşan müttefikler olarak sunulması
    • İsrail, “modern, demokratik ve özgürlükçü” bir ülke olarak gösterilirken, Arap dünyası “gerici ve şiddet yanlısı” olarak betimlenir.
    • İsrail, “Batı medeniyetinin Ortadoğu’daki savunucusu” olarak gösterilir ve bu yüzden desteklenmesi gerektiği mesajı verilir.

2. İsrail Yanlısı Hollywood Filmleri ve Propaganda Örnekleri

Hollywood’da İsrail’in anlatısını güçlendiren birçok film bulunmaktadır. Bu filmler, genellikle Ortadoğu’daki çatışmaları İsrail perspektifinden ele alarak Batı kamuoyunu yönlendirmektedir.

2.1. Öne Çıkan İsrail Yanlısı Hollywood Filmleri

  • Munich (2005, Steven Spielberg)
    • 1972 Münih Olimpiyatları’nda İsrailli sporcuların öldürülmesini konu alan film, Mossad’ın intikam operasyonlarını anlatmaktadır.
    • Filmde, İsrail ajanları ahlaki sorgulamalara tabi tutulsa da, İsrail’in kendini savunma hakkı vurgulanmakta ve Filistinli militanlar tamamen suçlu olarak gösterilmektedir.
  • The Kingdom (2007, Peter Berg)
    • Film, Ortadoğu’da Amerikan ve İsrail iş birlikçilerini hedef alan saldırıları konu almaktadır.
    • Filistinliler ve Arap dünyası, “güvenilmez ve radikal unsurlar” olarak tasvir edilmekte, İsrail ve ABD’nin “meşru güçler” olduğu anlatılmaktadır.
  • The Debt (2010, John Madden)
    • İsrail’in Nazi avcılarını anlatan film, Mossad ajanlarını kahraman olarak sunmaktadır.
    • Filmde, İsrail istihbaratının ahlaki üstünlüğü ve “haklı adalet anlayışı” ön plana çıkarılmaktadır.
  • Fauda (2015- ) – Netflix Dizisi
    • İsrail’in elit özel kuvvetleri tarafından Filistinli direnişçileri yakalamaya çalışan ajanların hikayesini anlatan dizi, İsrail’in güvenlik devletini meşrulaştırmaktadır.
    • Filistinli karakterler genellikle terörist olarak betimlenirken, İsrailli askerler “insani” yönleriyle gösterilmektedir.

Bu yapımların ortak noktası, İsrail’in askeri ve istihbari operasyonlarını haklı gösterirken, Filistin’i şiddetle özdeşleştiren bir anlatı inşa etmeleridir.

3. Filistin Anlatısının Sansürlenmesi ve Hollywood’daki Çifte Standartlar

Hollywood’da Filistin’i olumlu gösteren yapımlar ya sansürlenmekte ya da marjinalleştirilmektedir.

  • İsrail karşıtı filmler, büyük dağıtım şirketleri tarafından desteklenmemektedir.
  • Filistinli yönetmenler ve sanatçılar, Hollywood içinde finansal ve ideolojik baskılarla karşılaşmaktadır.
  • İsrail lobileri, Filistin yanlısı içeriklerin yayılmasını engellemek için medya ve kültür endüstrisi içinde aktif kampanyalar yürütmektedir.

Örneğin, Filistinli yönetmenlerin ödüllü filmleri bile Hollywood ve Batı medyasında geniş yer bulamazken, İsrail yapımları küresel ölçekte büyük prodüksiyonlarla desteklenmektedir.

4. İsrail’in Kültürel Savaşlarına Karşı Alternatif Medya ve Sinema Hareketleri

İsrail’in medya ve kültür savaşlarına karşı Filistinli sanatçılar, bağımsız film yapımcıları ve alternatif medya hareketleri tarafından çeşitli karşı anlatılar geliştirilmektedir.

  • Filistin Sineması
    • Paradise Now (2005) ve Omar (2013) gibi Filistinli yönetmenlerin filmleri, Filistin direnişinin anlatısını küresel izleyiciye taşımaktadır.
    • 200 Meters (2020), İsrail’in duvar politikasını eleştiren önemli bir yapımdır.
  • Alternatif Dijital Platformlar
    • Electronic Intifada, Middle East Eye gibi alternatif medya organları, İsrail’in kültürel propagandasına karşı gerçekleri ortaya koymaktadır.

Bu alternatif hareketler, Hasbara’nın Hollywood’daki etkisini kırmak için mücadele etmektedir.

Sinema, Kültürel Hegemonya ve Hasbara

İsrail, Hollywood’u bir kültürel savaş aracı olarak kullanarak, küresel izleyiciye kendi anlatısını benimsetmeye çalışmaktadır. Filistin’in direnişini marjinalleştiren, İsrail’in askeri politikalarını meşrulaştıran ve Batı dünyasının desteğini perçinleyen bu medya stratejileri Hasbara’nın sinema ve kültür üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır.