Hasbara Stratejileri, Kültürel Hegemonya ve Sinema Üzerinden Algı Yönetimi
İsrail’in Hollywood ve Propaganda Filmleri
İsrail, uluslararası kamuoyunu kendi politik
çıkarları doğrultusunda şekillendirmek için medya ve kültürel araçları aktif
bir şekilde kullanmaktadır. Hasbara olarak bilinen propaganda stratejisi,
İsrail’in sadece haber medyasında değil, sinema, televizyon ve dijital
platformlarda da sistematik bir algı yönetimi yürütmesini sağlamaktadır.
Özellikle Hollywood, İsrail’in Batı dünyasında
olumlu bir imaj oluşturmak ve Filistin direnişini kriminalize etmek için
kullandığı en güçlü kültürel araçlardan biri haline gelmiştir. İsrail’in medya
ve film endüstrisindeki etkisi, Hollywood yapımları, belgeseller, televizyon
dizileri ve dijital platform içerikleri üzerinden kendisini göstermektedir.
1. Hasbara ve Hollywood: Sinema Üzerinden Algı
Yönetimi
Hasbara, İsrail’in küresel kamuoyunu etkilemek
için kullandığı sistematik propaganda mekanizmasını tanımlayan bir kavramdır.
Bu strateji, Hollywood yapımları aracılığıyla geniş kitlelere ulaşarak
İsrail’in anlatısını sinema diliyle benimsetmektedir.
1.1. Hollywood ve İsrail’in Stratejik İlişkisi
Hollywood, küresel eğlence endüstrisinin merkezi
olmanın ötesinde, siyasi ve ideolojik mesajların yayılmasında da kritik bir rol
oynamaktadır.
- İsrail yanlısı yapımcılar ve film şirketleri, Hollywood’da güçlü bir
konuma sahiptir. Örneğin, MGM, Warner Bros., Paramount, 20th Century Fox
ve Netflix gibi dev şirketlerde İsrail yanlısı lobiler ve yapımcılar
etkili roller üstlenmektedir.
- ABD-İsrail ortak yapımları, sinema yoluyla İsrail’in “Batı’nın ileri
karakolu” olduğu anlatısını güçlendirmektedir.
- Hollywood stüdyoları, İsrail’in askeri müdahalelerini haklı gösterecek
senaryolar üretmekte, Filistinlileri ise “fanatik teröristler” olarak
betimleyen içerikler yaratmaktadır.
1.2. Hasbara’nın Sinemada Kullanılan Temel Anlatı
Kalıpları
Hasbara stratejisi çerçevesinde üretilen
Hollywood filmleri, İsrail’in anlatısını güçlendirmek için belirli çerçeveleme
tekniklerini kullanır:
- İsrail’in kendini savunan bir devlet olarak gösterilmesi
- İsrail, “sürekli tehdit altında olan bir demokrasi” olarak lanse edilir.
- Filmler, İsrail’in askeri operasyonlarını “savunma” amaçlı
gösterirken, Filistinli grupları ise irrasyonel saldırganlar olarak
tanımlar.
- Filistin’in terörle özdeşleştirilmesi
- Filistinli direniş grupları genellikle “terör örgütü” olarak
çerçevelenir.
- Filistinli karakterler, ya şiddet yanlısı militanlar ya da Batı
değerlerine uymayan fanatikler olarak tasvir edilir.
- Batı ile İsrail’in aynı idealleri paylaşan müttefikler olarak
sunulması
- İsrail, “modern, demokratik ve özgürlükçü” bir ülke olarak gösterilirken,
Arap dünyası “gerici ve şiddet yanlısı” olarak betimlenir.
- İsrail, “Batı medeniyetinin Ortadoğu’daki savunucusu” olarak
gösterilir ve bu yüzden desteklenmesi gerektiği mesajı verilir.
2. İsrail Yanlısı Hollywood Filmleri ve
Propaganda Örnekleri
Hollywood’da İsrail’in anlatısını güçlendiren
birçok film bulunmaktadır. Bu filmler, genellikle Ortadoğu’daki çatışmaları
İsrail perspektifinden ele alarak Batı kamuoyunu yönlendirmektedir.
2.1. Öne Çıkan İsrail Yanlısı Hollywood Filmleri
- Munich (2005, Steven Spielberg)
- 1972 Münih Olimpiyatları’nda İsrailli sporcuların öldürülmesini konu
alan film, Mossad’ın intikam operasyonlarını anlatmaktadır.
- Filmde, İsrail ajanları ahlaki sorgulamalara tabi tutulsa da,
İsrail’in kendini savunma hakkı vurgulanmakta ve Filistinli militanlar
tamamen suçlu olarak gösterilmektedir.
- The Kingdom (2007, Peter Berg)
- Film, Ortadoğu’da Amerikan ve İsrail iş birlikçilerini hedef alan
saldırıları konu almaktadır.
- Filistinliler ve Arap dünyası, “güvenilmez ve radikal unsurlar”
olarak tasvir edilmekte, İsrail ve ABD’nin “meşru güçler” olduğu
anlatılmaktadır.
- The Debt (2010, John Madden)
- İsrail’in Nazi avcılarını anlatan film, Mossad ajanlarını kahraman
olarak sunmaktadır.
- Filmde, İsrail istihbaratının ahlaki üstünlüğü ve “haklı adalet anlayışı”
ön plana çıkarılmaktadır.
- Fauda (2015- ) – Netflix Dizisi
- İsrail’in elit özel kuvvetleri tarafından Filistinli direnişçileri
yakalamaya çalışan ajanların hikayesini anlatan dizi, İsrail’in güvenlik
devletini meşrulaştırmaktadır.
- Filistinli karakterler genellikle terörist olarak betimlenirken,
İsrailli askerler “insani” yönleriyle gösterilmektedir.
Bu yapımların ortak noktası, İsrail’in askeri ve
istihbari operasyonlarını haklı gösterirken, Filistin’i şiddetle özdeşleştiren
bir anlatı inşa etmeleridir.
3. Filistin Anlatısının Sansürlenmesi ve
Hollywood’daki Çifte Standartlar
Hollywood’da Filistin’i olumlu gösteren yapımlar
ya sansürlenmekte ya da marjinalleştirilmektedir.
- İsrail karşıtı filmler, büyük dağıtım şirketleri tarafından
desteklenmemektedir.
- Filistinli yönetmenler ve sanatçılar, Hollywood içinde finansal ve
ideolojik baskılarla karşılaşmaktadır.
- İsrail lobileri, Filistin yanlısı içeriklerin yayılmasını engellemek
için medya ve kültür endüstrisi içinde aktif kampanyalar yürütmektedir.
Örneğin, Filistinli yönetmenlerin ödüllü filmleri
bile Hollywood ve Batı medyasında geniş yer bulamazken, İsrail yapımları
küresel ölçekte büyük prodüksiyonlarla desteklenmektedir.
4. İsrail’in Kültürel Savaşlarına Karşı
Alternatif Medya ve Sinema Hareketleri
İsrail’in medya ve kültür savaşlarına karşı
Filistinli sanatçılar, bağımsız film yapımcıları ve alternatif medya
hareketleri tarafından çeşitli karşı anlatılar geliştirilmektedir.
- Filistin Sineması
- Paradise Now (2005) ve Omar (2013) gibi Filistinli yönetmenlerin
filmleri, Filistin direnişinin anlatısını küresel izleyiciye
taşımaktadır.
- 200 Meters (2020), İsrail’in duvar politikasını eleştiren önemli bir
yapımdır.
- Alternatif Dijital Platformlar
- Electronic Intifada, Middle East Eye gibi alternatif medya organları,
İsrail’in kültürel propagandasına karşı gerçekleri ortaya koymaktadır.
Bu alternatif hareketler, Hasbara’nın
Hollywood’daki etkisini kırmak için mücadele etmektedir.
Sinema, Kültürel Hegemonya ve Hasbara
İsrail, Hollywood’u bir kültürel savaş aracı
olarak kullanarak, küresel izleyiciye kendi anlatısını benimsetmeye
çalışmaktadır. Filistin’in direnişini marjinalleştiren, İsrail’in askeri
politikalarını meşrulaştıran ve Batı dünyasının desteğini perçinleyen bu medya
stratejileri Hasbara’nın sinema ve kültür üzerindeki etkisini açıkça ortaya
koymaktadır.