05 Ocak 2025

​Gazze'yi Yüzüstü Bırakanlar: Suskunluğun Bedeli ve İflas Eden İslami Kuruluşlar

 

Gazze’de on binlerce masum insan katledilirken, bebekler parçalanırken ve insanlık onuru ayaklar altına alınırken Türkiye’deki vakıflar, dernekler ve cemaatler somut manadaki suskunluklarıyla tarih sahnesinde kara bir leke olarak yerlerini aldılar.

 

Ellerindeki imkânlarla mazlumların sesi olabilir, adaletsizliğe karşı durabilirlerdi; ancak onlar susmayı ve bu vahşete ortak olmayı tercih ettiler.

 

Bu suskunluk, temsil ettiklerini iddia ettikleri dâvânın ve manevi değerlerin ne kadar boşaltılmış olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sözde “adalet”, “vicdan” ve “mazlumdan yana olmak” gibi kavramların sıradan siyasi hesaplara ve çıkar çatışmalarına kurban edildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu yapılar, “fincancı katırını ürkütmemek” adına suskun kalmayı tercih ettiler.

 

Gazze’de bu kadar zamandır süregelen bu vahşete göz yuman bu yapıların dâvâya hizmet etmek gibi bir gayelerinin kalmadığı artık açıkça belli olmuştur. Büyük ideallerle ortaya çıkan bu yapılar, körü körüne bir siyasi tarafgirliğin ve kendi iç kavgalarının kurbanı olmuştur. Mazlumun yanında olmak yerine adaletsizliğin karşısında suskun kalmak onların çöküşünü hızlandırmış, toplum nezdindeki itibarlarını tamamen yitirmelerine sebep olmuştur.

 

Bu suskunluk, yalnızca ahlaki bir iflas değil; aynı zamanda mazlumların Allah’a yönelik dualarıyla çok daha derin bir sorgulamaya tabi tutulacaklarının göstergesidir. Gazze’nin mazlumlarını göz ardı eden bu yapıların tarih önünde ve Allah’ın huzurunda hesap vereceği gün yakındır. Bugün on binlerce canın yitirildiği Gazze’ye sessiz kalanların farklı bir dönemde nasıl bir fırtına koparabileceğini tahmin etmek zor değil. Bu, dünyanın adaletsizliklerini örtbas eden siyasi fanatizmin vardığı çürümüş zemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

 

Bugün şahit olduklarımız, bir ahlak çöküşünü̈ ve dâvâ ruhunun tamamen terk edildiğinin resmidir. Ancak mazlumun ahı yerde kalmaz. Gazze’deki bebelerin akan kanları bu dilsiz şeytanların vicdanında yankı bulmasa da tarihe kara bir leke olarak kazınacaktır. Mazlumun ahı, suskunluğunuzu boğacak.

 

Siyasi fanatizm vicdanları susturabilir ancak Allah’ın adaleti er ya da geç tecelli edecektir. Gazze’de bebekler toprağa düşerken susan her dil bir vicdan mezarına dönüşmüştür. Sessizlikle inşa edilen hiçbir makam mazlumların ahından kurtulamayacaktır. Allah’ın huzurunda hesap verecek olan bu yapılar hem dünyada hem de ahirette bu suskunluğun bedelini ödeyecektir.

 

Tarih, Gazze’ye sırt dönenleri bir bir yazacaktır. Adaletin ve mazlumun yanında durmayanlar asla hak ettikleri yüreklerde yer bulamayacaklardır. Onların sonu sustukları her anın hesabıyla gelecektir. Allah mazlumların ahını yerde bırakmaz. Sessiz kalanlar bilsin ki; bu dünyada kürsülerinde rahat oturabilirler ancak vicdanlarından ve ilahi adaletten asla kaçamayacaklardır.