Gazze'yi Yüzüstü Bırakanlar: Suskunluğun Bedeli ve İflas Eden İslami Kuruluşlar
Gazze’de
on binlerce masum insan katledilirken, bebekler parçalanırken ve insanlık onuru
ayaklar altına alınırken Türkiye’deki vakıflar, dernekler ve cemaatler somut
manadaki suskunluklarıyla tarih sahnesinde kara bir leke olarak yerlerini
aldılar.
Ellerindeki
imkânlarla mazlumların sesi olabilir, adaletsizliğe karşı durabilirlerdi; ancak
onlar susmayı ve bu vahşete ortak olmayı tercih ettiler.
Bu
suskunluk, temsil ettiklerini iddia ettikleri dâvânın ve manevi değerlerin ne
kadar boşaltılmış olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sözde “adalet”,
“vicdan” ve “mazlumdan yana olmak” gibi kavramların sıradan siyasi hesaplara ve
çıkar çatışmalarına kurban edildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu yapılar,
“fincancı katırını ürkütmemek” adına suskun kalmayı tercih ettiler.
Gazze’de
bu kadar zamandır süregelen bu vahşete göz yuman bu yapıların dâvâya hizmet
etmek gibi bir gayelerinin kalmadığı artık açıkça belli olmuştur. Büyük
ideallerle ortaya çıkan bu yapılar, körü körüne bir siyasi tarafgirliğin ve
kendi iç kavgalarının kurbanı olmuştur. Mazlumun yanında olmak yerine
adaletsizliğin karşısında suskun kalmak onların çöküşünü hızlandırmış, toplum
nezdindeki itibarlarını tamamen yitirmelerine sebep olmuştur.
Bu
suskunluk, yalnızca ahlaki bir iflas değil; aynı zamanda mazlumların Allah’a
yönelik dualarıyla çok daha derin bir sorgulamaya tabi tutulacaklarının
göstergesidir. Gazze’nin mazlumlarını göz ardı eden bu yapıların tarih önünde
ve Allah’ın huzurunda hesap vereceği gün yakındır. Bugün on binlerce canın
yitirildiği Gazze’ye sessiz kalanların farklı bir dönemde nasıl bir fırtına
koparabileceğini tahmin etmek zor değil. Bu, dünyanın adaletsizliklerini örtbas
eden siyasi fanatizmin vardığı çürümüş zemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Bugün
şahit olduklarımız, bir ahlak çöküşünü̈ ve dâvâ ruhunun tamamen terk
edildiğinin resmidir. Ancak mazlumun ahı yerde kalmaz. Gazze’deki bebelerin
akan kanları bu dilsiz şeytanların vicdanında yankı bulmasa da tarihe kara bir
leke olarak kazınacaktır. Mazlumun ahı, suskunluğunuzu boğacak.
Siyasi
fanatizm vicdanları susturabilir ancak Allah’ın adaleti er ya da geç tecelli
edecektir. Gazze’de bebekler toprağa düşerken susan her dil bir vicdan mezarına
dönüşmüştür. Sessizlikle inşa edilen hiçbir makam mazlumların ahından
kurtulamayacaktır. Allah’ın huzurunda hesap verecek olan bu yapılar hem dünyada
hem de ahirette bu suskunluğun bedelini ödeyecektir.
Tarih,
Gazze’ye sırt dönenleri bir bir yazacaktır. Adaletin ve mazlumun yanında
durmayanlar asla hak ettikleri yüreklerde yer bulamayacaklardır. Onların sonu sustukları
her anın hesabıyla gelecektir. Allah mazlumların ahını yerde bırakmaz. Sessiz
kalanlar bilsin ki; bu dünyada kürsülerinde rahat oturabilirler ancak
vicdanlarından ve ilahi adaletten asla kaçamayacaklardır.