30 Kasım 2024

Gazze'nin destansı mücadelesi ve İslam dünyasının sessizliği

Gazze modern tarihin en dramatik direniş sahnelerinden birine ev sahipliği yaparken İslam dünyası için hem bir vicdan sınavı hem de bir utanç kaynağı olmuştur. 19 yıldır devam eden abluka ve devamında gelen soykırım İslam dünyasını tam bir utanç çukuruna düşürmüştür.  Gazze’nin sınırlı kaynaklarla sürdürdüğü destansı direnişi ve İsrail’in sınırsız destekle yürüttüğü saldırıları İslam dünyasının bu trajedi karşısındaki tutumu ile beraber ele almaya çalışacağız.

Gazze: Kısıtlı Kaynaklarla Sürdürülen Mücadele

Gazze dünyada benzeri zor bulunan bir direnişi simgelemektedir. 19 yıldır süren abluka temel insani ihtiyaçlara erişimi bile kısıtlarken bölgenin savaş kapasitesini neredeyse tamamen sıfırladığı düşünülüyordu. Dışarıdan silah, mühimmat veya ekonomik destek alma imkanından yoksun olan Gazze halkı en temel gereksinimlerini dahi karşılamakta zorlansa da 1 yıldır İsrail ordusuna karşı şehri teslim etmemiştir. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Gazze sadece bir direniş sembolü değil aynı zamanda insan iradesinin ve onurunun da sembolü haline gelmiştir.

Bu noktada şu sorular akıllara gelmektedir: Gazze daha ne kadar bu koşullarda direnebilir? Kaynakları neredeyse tükenmiş olmasına rağmen Gazze’nin dayanma gücünü ne beslemektedir? Bu soruların cevabı Gazze halkının kendi içinde bulduğu kolektif dayanışma ve fedakarlık ruhunda saklıdır. Çünkü Gazze “imkansız” kelimesini yeniden tanımlamış ve kısıtlı kaynaklarıyla küresel ve tarihsel bir sembol haline gelmiştir.

İsrail: Sınırsız Kaynaklarla Yürütülen Soykırım

İsrail uluslararası arenada sınırsız diplomatik, ekonomik ve askeri destekle savaşını sürdürmektedir. Özellikle ABD başta olmak üzere Batılı devletlerin sağladığı modern silahlar, ileri teknoloji ve ekonomik yardımlar İsrail’in Gazze üzerindeki askeri üstünlüğünü pekiştirmektedir. Bu destek yalnızca savaş alanında değil medya ve uluslararası diplomasi sahnesinde de İsrail’in lehine bir atmosfer yaratmaktadır.

Bunun yanı sıra İsrail’in abluka ve sonrasındaki soykırım stratejisi Gazze’yi sadece askeri anlamda değil sosyal ve ekonomik anlamda da izole etmeyi hedeflemektedir. İsrail’in bu stratejisi uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırı olmasına rağmen uluslararası toplum tarafından büyük ölçüde görmezden gelinmektedir. Gazze’nin bu koşullar altında İsrail ile baş edebilmesi modern savaş tarihindeki en eşitsiz mücadelelerden birini temsil etmektedir.

İslam Dünyasının Sessizliği: Bahaneler ve İhanet Çemberleri

İslam dünyası ise Gazze direnişi karşısında çoğunlukla somut manada sessiz kalmayı tercih etmiştir. Bu sessizlik yalnızca siyasi ve askeri alanda değil diplomatik destek konusunda da kendini göstermektedir. Bölgesel çatışmalar, mezhep ayrılıkları ve ulusal çıkarlar Gazze’ye olan desteğin önünde birer engel haline gelmiştir.

Gazze’de yaşananlar İslam dünyası için bir ayna görevi görmektedir. Bu ayna, İslam dünyasının siyasi, ekonomik ve ahlaki zaaflarını gözler önüne sermektedir. Sorulması gereken soru şudur: İslam dünyası Gazze’nin yanında olduğunu gerçekten ne kadar göstermiştir? Bu sorunun yanıtı bölgenin kaderi üzerinde doğrudan etkili olacaktır.

 

Bir Vicdan Muhasebesi

Gazze direnişi modern tarihin en büyük adaletsizliklerinden birine karşı verilen eşsiz bir mücadeleyi temsil etmektedir. Ancak bu mücadele yalnızca Gazze halkının omuzlarına bırakılmamalıdır. İslam dünyası Gazze’yi yalnız bırakmanın bedelini hem ahlaki hem de stratejik anlamda ödemektedir. Gazze’nin yalnızca bir direniş sahnesi değil aynı zamanda İslam dünyasının bir vicdan muhasebesi olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Gazze’de yaşananlar yalnızca bir bölgesel çatışma değil insanlığın ortak değerleri üzerine yazılmış bir sınavdır. Üstad Cahit Zarifoğlu’nun ifadesi ile; “Filistin bir sınav kağıdı, her mü'min kulun önünde”

**

NOTLAR

 

1.     Çağdaş Batı medeniyeti gözlerimizin önünde çöküyor.

 

2.     Arakan’da aynı 2017 yılındaki gibi bir soykırım yaşanıyor.

 

3.     Musk; "Yeni tanrımız geliyor."

 

4.     Batı Şeria'daki Filistinli direnişçilere silah yardımı yapmak isterken yakalanan Ürdünlü milletvekiline 10 yıl hapis cezası verildi.

 

5.     USS Lincoln, Yemen'deki yoğun saldırıların ardından Kızıldeniz'den defolup gitti. Birkaç gün önce Ensarullah'ın Komutanı Tuğgeneral Yahyaa Saree; "Arap Denizi'nde bulunan ABD uçak gemisi Lincoln'ü ülkemize karşı operasyon başlatmaya hazırlanırken birkaç seyir füzesi ve insansız hava aracıyla hedef aldık. Operasyon hedeflerine başarıyla ulaştı" demişti. ABD Savunma Bakanlığı Tedarik ve Sürdürme Müsteşarı Bill LaPlante de geçen hafta Sana'nın operasyonlarının "korkutucu hale geldiğini" ifade ederek, "Yemen füzeleri inanılmaz şeyler yapabiliyor" demişti.

 

6.     Hizbullah lideri, İsrail'in Beyrut'a yönelik saldırılarına yanıt olarak Tel Aviv'e yönelik saldırıların devam edeceğine söz verdi.