Gazze'nin destansı mücadelesi ve İslam dünyasının sessizliği
Gazze modern tarihin en dramatik direniş sahnelerinden birine ev sahipliği yaparken İslam dünyası için hem bir vicdan sınavı hem de bir utanç kaynağı olmuştur. 19 yıldır devam eden abluka ve devamında gelen soykırım İslam dünyasını tam bir utanç çukuruna düşürmüştür. Gazze’nin sınırlı kaynaklarla sürdürdüğü destansı direnişi ve İsrail’in sınırsız destekle yürüttüğü saldırıları İslam dünyasının bu trajedi karşısındaki tutumu ile beraber ele almaya çalışacağız.
Gazze: Kısıtlı Kaynaklarla Sürdürülen Mücadele
Gazze dünyada
benzeri zor bulunan bir direnişi simgelemektedir. 19 yıldır süren abluka temel
insani ihtiyaçlara erişimi bile kısıtlarken bölgenin savaş kapasitesini
neredeyse tamamen sıfırladığı düşünülüyordu. Dışarıdan silah, mühimmat veya
ekonomik destek alma imkanından yoksun olan Gazze halkı en temel
gereksinimlerini dahi karşılamakta zorlansa da 1 yıldır İsrail ordusuna karşı
şehri teslim etmemiştir. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Gazze sadece bir
direniş sembolü değil aynı zamanda insan iradesinin ve onurunun da sembolü
haline gelmiştir.
Bu noktada şu
sorular akıllara gelmektedir: Gazze daha ne kadar bu koşullarda direnebilir?
Kaynakları neredeyse tükenmiş olmasına rağmen Gazze’nin dayanma gücünü ne
beslemektedir? Bu soruların cevabı Gazze halkının kendi içinde bulduğu kolektif
dayanışma ve fedakarlık ruhunda saklıdır. Çünkü Gazze “imkansız” kelimesini
yeniden tanımlamış ve kısıtlı kaynaklarıyla küresel ve tarihsel bir sembol
haline gelmiştir.
İsrail: Sınırsız Kaynaklarla Yürütülen Soykırım
İsrail uluslararası
arenada sınırsız diplomatik, ekonomik ve askeri destekle savaşını
sürdürmektedir. Özellikle ABD başta olmak üzere Batılı devletlerin sağladığı
modern silahlar, ileri teknoloji ve ekonomik yardımlar İsrail’in Gazze
üzerindeki askeri üstünlüğünü pekiştirmektedir. Bu destek yalnızca savaş
alanında değil medya ve uluslararası diplomasi sahnesinde de İsrail’in lehine
bir atmosfer yaratmaktadır.
Bunun yanı
sıra İsrail’in abluka ve sonrasındaki soykırım stratejisi Gazze’yi sadece
askeri anlamda değil sosyal ve ekonomik anlamda da izole etmeyi
hedeflemektedir. İsrail’in bu stratejisi uluslararası hukukun temel ilkelerine
aykırı olmasına rağmen uluslararası toplum tarafından büyük ölçüde görmezden
gelinmektedir. Gazze’nin bu koşullar altında İsrail ile baş edebilmesi modern
savaş tarihindeki en eşitsiz mücadelelerden birini temsil etmektedir.
İslam Dünyasının Sessizliği: Bahaneler ve İhanet
Çemberleri
İslam dünyası
ise Gazze direnişi karşısında çoğunlukla somut manada sessiz kalmayı tercih
etmiştir. Bu sessizlik yalnızca siyasi ve askeri alanda değil diplomatik destek
konusunda da kendini göstermektedir. Bölgesel çatışmalar, mezhep ayrılıkları ve
ulusal çıkarlar Gazze’ye olan desteğin önünde birer engel haline gelmiştir.
Gazze’de
yaşananlar İslam dünyası için bir ayna görevi görmektedir. Bu ayna, İslam
dünyasının siyasi, ekonomik ve ahlaki zaaflarını gözler önüne sermektedir.
Sorulması gereken soru şudur: İslam dünyası Gazze’nin yanında olduğunu
gerçekten ne kadar göstermiştir? Bu sorunun yanıtı bölgenin kaderi üzerinde
doğrudan etkili olacaktır.
Bir Vicdan Muhasebesi
Gazze direnişi
modern tarihin en büyük adaletsizliklerinden birine karşı verilen eşsiz bir
mücadeleyi temsil etmektedir. Ancak bu mücadele yalnızca Gazze halkının
omuzlarına bırakılmamalıdır. İslam dünyası Gazze’yi yalnız bırakmanın bedelini
hem ahlaki hem de stratejik anlamda ödemektedir. Gazze’nin yalnızca bir direniş
sahnesi değil aynı zamanda İslam dünyasının bir vicdan muhasebesi olduğu
gerçeği unutulmamalıdır. Gazze’de yaşananlar yalnızca bir bölgesel çatışma
değil insanlığın ortak değerleri üzerine yazılmış bir sınavdır. Üstad Cahit
Zarifoğlu’nun ifadesi ile; “Filistin bir sınav kağıdı, her mü'min kulun önünde”
**
NOTLAR
1.
Çağdaş
Batı medeniyeti gözlerimizin önünde çöküyor.
2.
Arakan’da
aynı 2017 yılındaki gibi bir soykırım yaşanıyor.
3.
Musk;
"Yeni tanrımız geliyor."
4.
Batı
Şeria'daki Filistinli direnişçilere silah yardımı yapmak isterken yakalanan
Ürdünlü milletvekiline 10 yıl hapis cezası verildi.
5.
USS
Lincoln, Yemen'deki yoğun saldırıların ardından Kızıldeniz'den defolup gitti.
Birkaç gün önce Ensarullah'ın Komutanı Tuğgeneral Yahyaa Saree; "Arap
Denizi'nde bulunan ABD uçak gemisi Lincoln'ü ülkemize karşı operasyon
başlatmaya hazırlanırken birkaç seyir füzesi ve insansız hava aracıyla hedef
aldık. Operasyon hedeflerine başarıyla ulaştı" demişti. ABD Savunma
Bakanlığı Tedarik ve Sürdürme Müsteşarı Bill LaPlante de geçen hafta Sana'nın
operasyonlarının "korkutucu hale geldiğini" ifade ederek, "Yemen
füzeleri inanılmaz şeyler yapabiliyor" demişti.
6.
Hizbullah
lideri, İsrail'in Beyrut'a yönelik saldırılarına yanıt olarak Tel Aviv'e
yönelik saldırıların devam edeceğine söz verdi.