Çağdaş Batı Medeniyetinin Gazze Meselesindeki Çöküşü
Vicdan, Hukuk ve İlkelerin
Erozyonu
Gazze’de süregelen trajedi yalnızca Filistin
halkının acısını değil aynı zamanda çağdaş Batı medeniyetinin vicdan, hukuk ve
insani değerler açısından yaşadığı büyük bir çöküşü de gözler önüne
sermektedir. Özellikle Batı’nın insan hakları ve uluslararası hukukun
savunucusu olma iddiasıyla çelişen tutumu bu erozyonun temel göstergesidir.
İngiltere’nin Gazze meselesindeki tavrı bu ikiyüzlülüğün somut bir örneği
olarak karşımızda duruyor.
İngiltere'nin Gazze’deki Rolü: Sessiz Ortaklıktan
Aktif Katılıma
Gazze üzerinde günde iki kez gerçekleştirilen
İngiliz casus uçuşları ve İsrail’e sağlanan istihbarat İngiltere’nin bu süreçte
yalnızca bir gözlemci değil aktif bir katılımcı olduğunu göstermektedir.
İngiltere, İsrail’in "kendi başına toplayamayacağı" istihbaratı
sağlayarak çatışmaların şiddetini artıran bir role bürünmüştür.
İngiltere’nin Kıbrıs’taki RAF Akrotiri üssünden
İsrail’e sağladığı lojistik destek savaşın insani boyutunu daha da
derinleştirmiştir. Savunma Bakanlığı’nın "tıbbi malzeme" olduğunu
iddia ettiği sevkiyatların içeriği açıklanmazken bu sevkiyatların savaş
lojistiğini desteklediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca İngiltere’nin Gazze’deki özel
kuvvetleriyle ilgili medya sansürü bu suç ortaklığını gizleme çabalarının bir
parçasıdır.
Çağdaş Batı Medeniyetinin İlkeleri ve Çelişkileri
Batı medeniyetinin temel iddialarından biri insan
hakları ve uluslararası hukukun savunulmasıdır. Ancak Gazze’deki katliamlara
sessiz kalan Batı bu ilkeleri bizzat çiğnemektedir. Birleşmiş Milletler
raporları Gazze’de yaşananların savaş suçlarına işaret ettiğini belirtirken İngiltere
gibi ülkelerin bu süreçte aktif rol üstlenmesi uluslararası hukukun ihlalidir.
Batı'nın, Ukrayna gibi bölgelerde insan hakları
savunuculuğuna soyunurken Gazze konusunda sessiz kalması çifte standartların en
bariz örneğidir. İngiltere’nin kamuoyunda "barış" mesajları verirken
sahada savaşı destekleyen politikalar yürütmesi bu çelişkileri daha da görünür
kılmaktadır.
Gazze Trajedisi ve Batı’nın Mesajının Çöküşü
İngiltere’nin basına gönderdiği
"D-Bildirimleri" ve Gazze operasyonlarıyla ilgili bilgileri saklama
girişimleri yalnızca suç ortaklığını değil aynı zamanda uluslararası
sorumluluktan kaçışını da göstermektedir. Ancak tarih boyunca gerçekler her
zaman ortaya çıkmıştır ve İngiltere’nin bu rolü de uzun vadede gözler önüne
serilecektir.
Batı’nın Gazze’ye yönelik sessizliği yalnızca bir
politika hatası değil aynı zamanda ahlaki ve ideolojik bir çöküştür. Bu tutum Batı
medeniyetinin insani değerler ve vicdani sorumluluk konusundaki iddialarını
geçersiz kılmaktadır.
Gazze ve Direnişin Evrensel Mesajı
Gazze’de yaşananlar yalnızca Filistin’in değil
insanlığın onur mücadelesi olarak tarihe geçmektedir. İngiltere gibi ülkelerin
bu süreçteki rolü Batı’nın çelişkilerini açığa çıkarmakla birlikte uluslararası
kamuoyuna önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Barış ve adalet talebi, yalnızca
Filistin için değil tüm dünya için bir gerekliliktir.
Çağdaş Batı Medeniyeti Nereye Gidiyor?
Gazze meselesi Batı medeniyetinin kendi
iddialarıyla yüzleşmesi gereken bir sınavdır. İnsan hakları, uluslararası hukuk
ve vicdani değerler açısından Batı’nın yaşadığı bu çöküş gelecekteki küresel
dengeler ve adalet mücadelesi için kritik bir dönüm noktasıdır. İngiltere gibi
ülkelerin gizleme çabalarına rağmen Gazze’deki gerçekler ortaya çıkmaktadır ve
bu gerçekler Batı’nın artık göz ardı edemeyeceği kadar büyük bir vicdan sorunu
olarak karşısında durmaktadır.
Adalet ve barış için harekete geçmek yalnızca Filistin
halkı için değil Batı’nın da kendi değerlerini kurtarması için bir
zorunluluktur.