10 Aralık 2024

Çağdaş Batı Medeniyetinin Gazze Meselesindeki Çöküşü

Vicdan, Hukuk ve İlkelerin Erozyonu

Gazze’de süregelen trajedi yalnızca Filistin halkının acısını değil aynı zamanda çağdaş Batı medeniyetinin vicdan, hukuk ve insani değerler açısından yaşadığı büyük bir çöküşü de gözler önüne sermektedir. Özellikle Batı’nın insan hakları ve uluslararası hukukun savunucusu olma iddiasıyla çelişen tutumu bu erozyonun temel göstergesidir. İngiltere’nin Gazze meselesindeki tavrı bu ikiyüzlülüğün somut bir örneği olarak karşımızda duruyor.

İngiltere'nin Gazze’deki Rolü: Sessiz Ortaklıktan Aktif Katılıma

Gazze üzerinde günde iki kez gerçekleştirilen İngiliz casus uçuşları ve İsrail’e sağlanan istihbarat İngiltere’nin bu süreçte yalnızca bir gözlemci değil aktif bir katılımcı olduğunu göstermektedir. İngiltere, İsrail’in "kendi başına toplayamayacağı" istihbaratı sağlayarak çatışmaların şiddetini artıran bir role bürünmüştür.

İngiltere’nin Kıbrıs’taki RAF Akrotiri üssünden İsrail’e sağladığı lojistik destek savaşın insani boyutunu daha da derinleştirmiştir. Savunma Bakanlığı’nın "tıbbi malzeme" olduğunu iddia ettiği sevkiyatların içeriği açıklanmazken bu sevkiyatların savaş lojistiğini desteklediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca İngiltere’nin Gazze’deki özel kuvvetleriyle ilgili medya sansürü bu suç ortaklığını gizleme çabalarının bir parçasıdır.

Çağdaş Batı Medeniyetinin İlkeleri ve Çelişkileri

Batı medeniyetinin temel iddialarından biri insan hakları ve uluslararası hukukun savunulmasıdır. Ancak Gazze’deki katliamlara sessiz kalan Batı bu ilkeleri bizzat çiğnemektedir. Birleşmiş Milletler raporları Gazze’de yaşananların savaş suçlarına işaret ettiğini belirtirken İngiltere gibi ülkelerin bu süreçte aktif rol üstlenmesi uluslararası hukukun ihlalidir.

Batı'nın, Ukrayna gibi bölgelerde insan hakları savunuculuğuna soyunurken Gazze konusunda sessiz kalması çifte standartların en bariz örneğidir. İngiltere’nin kamuoyunda "barış" mesajları verirken sahada savaşı destekleyen politikalar yürütmesi bu çelişkileri daha da görünür kılmaktadır.

Gazze Trajedisi ve Batı’nın Mesajının Çöküşü

İngiltere’nin basına gönderdiği "D-Bildirimleri" ve Gazze operasyonlarıyla ilgili bilgileri saklama girişimleri yalnızca suç ortaklığını değil aynı zamanda uluslararası sorumluluktan kaçışını da göstermektedir. Ancak tarih boyunca gerçekler her zaman ortaya çıkmıştır ve İngiltere’nin bu rolü de uzun vadede gözler önüne serilecektir.

Batı’nın Gazze’ye yönelik sessizliği yalnızca bir politika hatası değil aynı zamanda ahlaki ve ideolojik bir çöküştür. Bu tutum Batı medeniyetinin insani değerler ve vicdani sorumluluk konusundaki iddialarını geçersiz kılmaktadır.

Gazze ve Direnişin Evrensel Mesajı

Gazze’de yaşananlar yalnızca Filistin’in değil insanlığın onur mücadelesi olarak tarihe geçmektedir. İngiltere gibi ülkelerin bu süreçteki rolü Batı’nın çelişkilerini açığa çıkarmakla birlikte uluslararası kamuoyuna önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Barış ve adalet talebi, yalnızca Filistin için değil tüm dünya için bir gerekliliktir.

Çağdaş Batı Medeniyeti Nereye Gidiyor?

Gazze meselesi Batı medeniyetinin kendi iddialarıyla yüzleşmesi gereken bir sınavdır. İnsan hakları, uluslararası hukuk ve vicdani değerler açısından Batı’nın yaşadığı bu çöküş gelecekteki küresel dengeler ve adalet mücadelesi için kritik bir dönüm noktasıdır. İngiltere gibi ülkelerin gizleme çabalarına rağmen Gazze’deki gerçekler ortaya çıkmaktadır ve bu gerçekler Batı’nın artık göz ardı edemeyeceği kadar büyük bir vicdan sorunu olarak karşısında durmaktadır.

Adalet ve barış için harekete geçmek yalnızca Filistin halkı için değil Batı’nın da kendi değerlerini kurtarması için bir zorunluluktur.