Avrupa saraylarında bir Osmanlı casusu- Sicilyalı Mehmed Ağa (8)
Sicilyalı
Mehmed Ağa'nın 45 yıl boyunca başta Fransa sarayı olmak üzere Avrupa'nın
değişik saraylarında hafiyelik faaliyetleri yaptığından daha önceden bahsetmiş
ve yazdığı mektupların ölümünden çok sonra Fransa'da yaşadığı evin yıkılması
esnasında döşeme altlarından ve duvar içlerinden tomarlar halinde çıkınca
bulunan bu belgelerin de Fransızlar tarafından tercüme ettirilmesiyle kitap
haline geldiğine değinmiştik. Mektuplarda yer yer olan anlam kaymaları Mehmed
Ağa tarafından kaleme alınan eski Türkçe metinlerin önce Fransızcaya oradan da
İngilizceye çevrildikten sonra bizim tarafımızdan tekrardan günümüz Türkçesine
çevrilmesinde oluşan hatalardan kaynaklanmaktadır. Bu mektuplardan örnekler
sunmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz.
On ikinci mektup
Mehmed Paşa'ya (*)
Kraliçe hiç beklenmedik bir anda
çocuk sahibi oldu; bu durum sarayda, özellikle de bunca yıllık evliliğin
ardından baba olacak olan Kral'da büyük bir sevinç yarattı.
Mısır okullarında astroloji eğitimine kendini
bu kadar uzun süre adamış olan sen, yine en gizli şeyleri sana keşfeden bu ilahi
sanatın mesleğini yapıyorsun; göklerin kitabında yıldızların sürdüğü izi çok
iyi okuyan, yıldızların doğuş ve kayboluş anlarını, bu iki zaman arasındaki aralıkları
ve hareketlerini hızlandıran, tanımlayan ya da yavaşlatan nedenleri bulan; insanların
en gizli sırlarına nüfuz eden ve kıtlık mevsimlerini, gemi kazalarının, zaferlerin
ve savaş kayıplarını bilen sen: Allah vergisi olarak kâinatın sırlarının büyük yorumcusu,
Ebu Mazhar ve Ptolemy'den daha bilge olan sen, bu emzirmenin ne olacağını ve doğacak
olan bu çocuğun iki yüz yetmiş aydan fazla bir süredir oluşmakta olduğu doğru
mu?
Tabiat, tüm yaratıkların en
mükemmeli olan insanı oluştururken tüm gücünü kullanır. Ancak, bu işçiliği
bitmeden önce olduğu gibi bittikten sonra da yok etmek için küçük bir düşüş
yeterlidir.
Pek çok insanın doğacak çocuğun
cinsiyetini ve yaşamını sorguladığını duydum.
Saray'da, Paris'te ve tüm krallıkta
konuşulanlar artık savaşlardan, barış görüşmelerinden ya da donanma
hazırlıklarından ibaret değil; hepsi kadınların yatağa getirilmesi üzerine
tartışıyor.
Kısa bir süre içinde Hıristiyan âleminde ve
hatta kraliçe düşük yapmazsa bizim aramızda da başka akıl yürütmeler olacaktır;
Fransa diğer krallıklar arasında Borbone'un insanlar arasında olduğundan daha
az önemli değildir. Ailenin bu koluna tacı getiren Dördüncü Harry çok cesur bir
prensti ve eğer görecek kadar uzun yaşarsak torunlarının, ailelerinin reisi
kadar cesur olup olmayacaklarını elbette göreceğiz.
Sana gelince, eğer bu Kraliçe bir
Prens tarafından mutlu bir şekilde yatağa atılırsa, seni oyalayacak ve
yeteneğini kullanacak bir yerin olacak. Bu arada, yalnızca günleri ve saatleri
değil, en küçük dakikaları da işaretleyeceğim; öyle ki, normalde insanların
eğilimlerini düzenleyen gezegenlerin durumuna bakarak, uzun zamandır beklenen
bir Prens'in kendi işlerini ve dolayısıyla başkalarının işlerini nasıl
düzenleyeceğini bilebilesiniz.
Bu güzel gezegen bize görüneli kırk dokuz Gün
oldu ve soğuk o kadar şiddetli ki büyük bir nehir olan Sen'in sularını buza
dönüştürdü. Bu etkileri olağanüstü olarak görmeyin; burada yeterince sık oluyor,
çünkü günler en kısa olduğunda, soğuk en şiddetlidir. Bu iklimin çok değişken
olduğunu biliyorsunuz. Çok kısa bir süre içinde yağmur, dolu, kar ve korkunç
rüzgârlar yağdığını ve hemen ardından havanın güzelleşip dinginleştiğini sık
sık gördüm. İklimin bu dengesizliğinin avantajları vardır; çünkü güzel hava
uzun sürmezse, kötü hava da daha kısa sürer.
Mektubumu aldıktan sonra sana gönderdiğim
haberleri Sadrazam'a iletirken, yaptığım değerlendirmeleri ona söylemeden
geçme.
Beni sev ve yıldızlara benim her
daim sadık kalıp kalmayacağını ve bunun zorla mı yoksa güzellikle mi olacağını
bilmek için sor.
Kendime gelince, sizi temin ederim
ki, kalbimin eğilimine uyarak, size borçlu olduğum sadakati koruyacağım.
Paris, 1638 yılı ikinci ayin 28’i
(*) Mehmed Paşa'nın lakabının ne
olduğu tam olarak anlaşılmadığından mektubun yazıldığı kişinin hangi Mehmed
Paşa olduğu bir muamma olarak kalmaktadır.
On üçüncü mektup
Viyana'daki Karga'ya.
Kaymakam, Fransa kralının, Condé
Prensi'nin büyük oğlunun ve Kardinal Richlieu'nun resimlerini derhal göndermemi
emretti. Bu resimleri, zamanımızın en iyi ressamlarından biri olarak kabul
edilen bir İtalyan ressama orijinallerinden kopya ettirdim.
Bu üç baş, tüm Avrupa'nın olmasa bile
Fransa'nın en önemli başlarıdır. Birincisi, büyük ve güçlü bir krallık olması
nedeniyle, bugün diğerlerinden daha gösterişlidir. İkincisi, asaleti ya da
kraliyet kanı ve olağanüstü cesareti nedeniyle, üçüncüsü ise zorluklarla dolu bir
nazırlıkta akıllıca davranışıyla olduğu gibi, rezilliklerin ve cezaların mutlak
efendisi olmasıyla önemlidirler.
Bu resimler sana eksiksiz ve iyi durumda
teslim edilir edilmez, sana gönderdiğim çaşıta , benden sana sunacağı mektupta içerdiği
meblağı öde. Bunu yaptıktan sonra, zaman kaybetmeden paketi Konstantiniyye'ye
gönder ve kaymakama ulaştır.
Sana yalvarıyorum, emekliliğimle
ilgili işleri öyle bir düzene sok ki, ödeme yapılmasını istememe gerek
kalmasın. Bana yardım için ne emrediyorsan hemen gönder. Dünyada hiçbir şey
bana istemek zorunda kalmak kadar korkunç gelmiyor.
Sadece altı günlük param kaldı ve
çiğ ot ve sudan başka bir şey yiyemeyeceğim. Burada nezaket ve hoşgörülü
davranışlar dışında her şey çok pahalıya satılıyor. Yaşamalıyım, giysilerim
olmalı ve saraya gitmeliyim; bütün bunlar için ekmek, pelerin ya da giysi ve
araba kirası gerek.
Şu anda isteklerimi biliyorsun,
beklentilerimin beni üzmesine izin verme. Hizmetlisine yardım etmezsen Mehmed’i
değil, sultanımızı incitmiş olursun.
Yüce Allah beni unutmazsan hayatını
korusun ve insanların susuzluklarını gidermek için her zaman şarap içmedikleri
bir ülkede sana ayık kalma lütfunu versin.
Paris, 1638 yılının üçüncü ayının
28'i.