Avrupa saraylarında bir Osmanlı casusu- Sicilyalı Mehmed Ağa (6)
Sicilyalı Mehmed Ağa'nın 45 yıl
boyunca başta Fransa sarayı olmak üzere Avrupa'nın değişik saraylarında
hafiyelik faaliyetleri yaptığından daha önceden bahsetmiş ve yazdığı
mektupların ölümünden çok sonra Fransa'da yaşadığı evin yıkılması esnasında
döşeme altlarından ve duvar içlerinden tomarlar halinde çıkınca bulunan bu
belgelerin de Fransızlar tarafından tercüme ettirilmesiyle kitap haline
geldiğine değinmiştik. Mektuplarda yer yer olan anlam kaymaları Mehmed Ağa
tarafından kaleme alınan eski Türkçe metinlerin önce Fransızcaya oradan da
İngilizceye çevrildikten sonra bizim tarafımızdan tekrardan günümüz Türkçesine
çevrilmesinde oluşan hatalardan kaynaklanmaktadır. Bu mektuplardan örnekler
sunmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Onuncu
Mektup
Kaymakam'a.
Saraydan bana gönderilen ilk mektubu senin
elinden aldım ve bunu, bu kafirlerin aylarına göre yılın başında aldım. Sana
iki şey yazmamı ve üç şey yapmamı emrediyorsun. Önce bu kralın yaşını ve
sağlıklı olup olmadığını; sonra da kraliçenin çocuk sahibi olabileceğine dair
bir umut var mı yok mu onu sormaktasın. Ayrıca padişah efendimize kralın,
Richlieu kardinalinin ve Condé prensinin en büyük oğlunun resimlerini
göndermemi istiyorsunuz.
Yeri dünyanın bütün tahtlarının üstünde olan
sarayımızın gücünün başlıca destekçilerinden biri olduğunuza göre, emirleri
kanun gibi olan veziriazamdan sonra, Osmanlıların kutlu padişahının vekili ve
en birinci hizmetlisi olduğunuza göre, bana emrettiğiniz şeyi yapmalıyım.
O
halde size söyleyeyim, bu kralı (13. Lui ) üç kez gördüm ne çehresinden ne
saçından ne de şeklinden henüz yaşlı olduğu anlaşılıyor; Doğum gününü
bilmeseydik, yaşını tahmin etmek o kadar kolay olmazdı; ama bu kralın,
Hıristiyanların tarzına göre 1601 yılının dokuzuncu Ayının 27'sinde doğduğu
herkes tarafından bilinmektedir.
Bununla
birlikte krallığına henüz bir varis vermediği için solan bir çiçek gibi görünen
bu hükümdarın yaşını artık hesaplayabilirsiniz; ayrıca, kırka yaklaşan yaşı,
genç bir adamınkini aşar ve çok az kralın ihtiyarlığa ulaştığı bilinmektedir.
Kraliçe
eğer çocuk sahibi olabileceğini kanıtlarsa ve bu yirmi üç yıllık kısırlıktan
sonra gerçekleşirse, bu kadar uzun sürede olgunlaşan bir meyvenin Avrupa
müneccimlerine bol miktarda akıl yürütme konusu vereceği kesindir. Kendi adıma,
bu kralın, bu eşini reddedip başka biriyle evlenmedikçe baba olamayacağını
düşünüyorum.
Kilise bu kısırlığın nedenini araştırmaya izin
vermiyor. Böylece, yasal evlilikten doğmayan mirasçıları kendilerine vermeyi
suç sayan Roma kanunlarına tabi olan Hıristiyan kralların zayıflığını görüyorsunuz.
Her ne kadar sık sık böyle bir durumla karşılaşılsa da, böyle durumlarda her
zaman kaçınılmaz olan anlaşmazlıklar ve iç savaşlar nedeniyle krallıklar yıkıma
maruz kalmaktadır.
Osmanlı
İmparatorluğu'nun ihtişamını her zaman korumuş olan yüce Allah, kâfirleri bu
hatalar içinde bırakmıştır; öyle ki, İlahi kudretin intikamcısı olan azametli
hükümdarımıza, kölesi olan tüm krallarınkinden daha üstün bir yücelik
verebilsin ve aynı zamanda onu dünyadaki tüm azizlerden daha kutsal kılsın.
Bize şeri olarak sahip olabileceğimiz kadar çok eşten halef olabilecek
çocuklarımız olmasına izin verdi; Gerçek müminlerin çocukları her zaman
meşrudur.
Naçizane özür dilerim; kendinde hikmet olan ve
kanunun ya da devletin sırlarını bilen seninle konuştuğumu unutmuşum. Sizden
aldığım emirler uyarınca kralın, Conde prensinin oğlunun ve kardinal
Richlieu'nun resimlerini Viyana'daki Karga’ya göndereceğim, o da ve çok kısa
bir süre zarfında size gönderilecektir. Keşke size bu adamların kendilerini de
gönderebilseydim; böylece aniden ateş ve kana bulanmış olacak olan bu krallığı
bir vuruşta silahsızlandırmış olurum.
Giydiğim
kıyafet ve yaşadığım tarz bana şimdiden birçok dost kazandırdı. Haftada bir kez
saraya gitme olanağı buluyorum. Kılık kıyafetim beni kocaların kıskançlıklarına
karşı koruyor. Bazıları beni bilge bir adam sanıyor ve benim yanımda siyaset ve
devlet işleri hakkında güvenle konuşuyorlar; ayrıca hizmetimde bana yararlı
olabilecek her şeyi kullanmayı da ihmal etmiyorum. Böylece, hiç hoşlanmadığım
bir şeyi yapmakla, arzu ettiğim her şeyi başarmış oluyorum ve sana inancım
üzerine temin ederim ki, eğer beni korumaya ve yardım etmeye devam edersen ve
bana nasihatler verirsen, harikulade bir şeyler yapacağıma inanıyorum.
Yüce
Allah'a yalvarıyorum ki bedenine sürekli sağlık versin ve ruhunu yeryüzünde ve
cennette kutsanmışların mutluluğuna kavuştursun.
Paris,
1638 yılının 1. ayı 1. günü