Daniş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, '15 Mart İslamofobi ile Mücadele Uluslararası Günü'nün uluslararası toplumun ortak vicdanını harekete geçirmek, nefret, ayrımcılık ve önyargıya karşı güçlü bir farkındalık oluşturmak amacıyla ilan edilmiş önemli bir gün olduğunu hatırlattı.
Yakın tarihin, nefretin ve ön yargının insanlığa nasıl ağır bedeller ödetebileceğini acı örneklerle gösterdiğine işaret eden Daniş, Avrupa'nın ortasında, Bosna-Hersek'te yaşanan Srebrenitsa katliamının inancı ve kimliği nedeniyle hedef alınan binlerce masum insanın acısıyla insanlık hafızasında derin bir yara bıraktığını anımsattı.
Daniş, şunları ifade etti:
'Yıllar sonra dünyanın başka birçok köşesinde yaşanan, 2017 yılında Kanada'nın Quebec kentinde bir camiye yapılan saldırı, 2019'da Yeni Zelanda'nın Christchurch kentindeki iki camiye düzenlenen saldırı, 2021 yılında Kanada'nın Ontario eyaletinde Müslüman bir ailenin araçla hedef alınması, 2022'de Amerika Birleşik Devletleri'nde Albuquerque Müslüman cinayetleri, 2023'te Amerika Birleşik Devletleri'nde Müslüman bir çocuğun nefret saldırısında hayatını kaybetmesi, 2023-2024 yıllarında Avrupa'da cami saldırıları dalgası 2024 yılında Kanada'da Ottawa Camii kundaklama girişimi gibi saymakla bitiremeyeceğimiz İslamofobik saldırılar tüm dünyaya nefretin ve aşırıcılığın küresel ölçekte ne kadar yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini tüm dünyaya göstermiştir.'
Bugün Gazze'de yaşanan trajedilerin, sivillerin, kadınların ve çocukların maruz kaldığı ağır insani tabloyla uluslararası toplumun ortak vicdanını derinden sarstığını vurgulayan Daniş, insan hayatının ve insan onurunun korunmasının hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın herkesin ortak bir sorumluluğu olduğunun altını çizdi.
Daniş, Bosna'dan Kanada'ya, Yeni Zelanda'dan Gazze'ye kadar dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan bu acı olayların nefretin sınır tanımadığını açıkça gösterdiğini belirtti.
- 'Nefret söylemine karşı çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz'
Nefret söyleminin yalnızca sözlerden ibaret olmadığına, zamanla ayrımcılığa, ayrımcılığın ise insan hayatını tehdit eden şiddet ortamlarına dönüşebileceğine işaret eden Daniş, şunları kaydetti:
'Bu noktada medya ve yayıncılık, toplumların birbirini anlamasında ve doğru bilginin yayılmasında kritik bir role sahiptir. Yayıncılık faaliyetlerinin ön yargıları büyüten değil, empatiyi güçlendiren, ayrıştıran değil, birleştiren bir anlayışla yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak bizler, insan onuruna saygıyı esas alan, nefret söylemine karşı duyarlı, farklı inanç ve kültürlere saygıyı güçlendiren sorumlu yayıncılık anlayışının geliştirilmesini temel bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Bu anlayış doğrultusunda Kurulumuz öncülüğünde 25-26 Mayıs 2021 tarihlerinde 'Uluslararası Medya ve İslamofobi Sempozyumu', 15 Mart 2022 tarihinde 'İkinci Uluslararası Medya ve İslamofobi Forumu', 10 Nisan 2023 tarihinde 'Uluslararası Medya ve İslamofobi' programının üçüncüsü ve 14 Mart 2024 tarihinde 'Küresel ve Yerel Boyutlarıyla İslamofobi' temasıyla dördüncü forum gerçekleştirilmiştir. Söz konusu programlarla, İslamofobi ile mücadele yollarının akademisyenler, bürokratlar ve medya uzmanları nezdinde ele alınması, medya odaklı farkındalığın ve kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi amaçlanmıştır.'
Bu vizyon ile 2026 yılı için de Uluslararası Medya ve İslamofobi Forumu'nun beşincisine yönelik hazırlık çalışmalarının sürdüğünü aktaran Daniş, 'İslamofobi ile mücadele, yalnızca Müslümanların değil, insanlığın ortak sorumluluğudur. Karşılıklı saygının, empati kültürünün ve doğru bilginin güçlendiği bir iletişim ortamı, daha adil ve daha barışçıl bir dünyanın kurulmasına katkı sağlayacaktır.' ifadelerini kullandı.
Daniş, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak ayrımcılığa, nefret söylemine ve ötekileştirici yaklaşımlara karşı sorumlu yayıncılık anlayışının güçlendirilmesi yönündeki çalışmaları kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.